Saturday, September 4, 2010 19:18

Kılıçdaroğlu Efsanesi yada Eskiden yeni çıkar mı?

Cumartesi, Mayıs 29, 2010, 23:28
Bu Yazı Salim TURGUT Kategorisinde ve 0 Yorum var.


Türkiye siyasetinin son 50 yıllık tarihinde varlığını bir şekilde sürdüren Deniz Baykal’ın tasfiye edilmesi büyük bir kesim tarafından sevgi, sempati ve heyecanla karşılandı. Deniz Baykal’ın gidiş yöntemleri ve kimler tarafından gönderildiği fazla irdelenmeden yeni gelenin heyecanı özellikle tüm toplum kesimlerine pompalanmakta.

Öncelikle Baykal’ın gidişine sevindiğimi ama yapılan komployu kınadığımı belirtmeliyim. Beğenip, beğenmemek başka bir şey, bir siyasetçinin belden aşağı bir komploya kurban edilmesi daha başkadır. Ergenekon’un avukatı Deniz Baykal’ın siyaset sahnesinden çekilmesine en fazla sevineceklerden biri olabilirdim ama özel yaşantısının siyaset malzemesi yapılması bu sevincimi yarım bıraktı. Üstelik kaset komplosu ortaya çıktıktan sonra CHP’ye bulaşmış birçok çevreden Baykal - Baytok ilişkisinin 19 yıldır bilinen bir ‘sır’ olması ve kasetin 8 yıl öncesine ait olduğunun iddia edilmesi Baykal’ın gidişini ve gönderenleri sorgulamamızı şart koşmakta.

Baykal’ı CHP’nin başında tutan güçler Baykal’ı kulağından tutuğu gibi attı. Çünkü Baykal CHP’nin başında kalmasını isteyen güçlerin hiç birinin istem ve taleplerini yerine getiremedi. Başarısız oldu.

Baykal siyaset dizaynırlarının yaptığı tüm desteğe rağmen başarısız oldu. ‘Laiklik’ dedi, laiklik elden gitti. ‘’Ergenekon’un avukatıyım’ dedi, Ergenekon’u savunamadı. Ordu’nun sözcülüğüne soyundu, ortaya çıkartılan darbe planları ve yargılamalarla ordunun karizması çizildi. Son olarak 12 Eylül anayasasını savunarak meclisteki değişikliklere karşı mücadele etti ama anayasanın değişliğini engelleyemedi. Kaset komplosunun ortaya çıkışının da anayasa oylamasının bittiği güne rast gelmesi de ilginç bir tesadüf olsa gerek.

Siyaset dizaynırlarının istemlerinde başarısız olan Baykal’ı bir komplo ile göndererek ‘dürüst’, ‘halkçı’, ‘Yeni Karaoğlan’ imajları ile Kılıçdaroğlu’nun önünü açan güçlerin elbette Kılıçdaroğlu’ndan önemli talepleri olacaktır. Kılıçdaroğlu’nun pazarlayanlar dürüstlük ve halkçılık imajı ile AKP’ye alternatif yaratabileceklerini ummaktalar.

Bugün ülkede Kılıçdaroğlu lehine bir toz duman var.

Medya’nın Kılıçdaroğlu’na yönelik ilgi ve sevgisi Irak savaşı öncesi üçlü koalisyonun (DSP, MHP ve ANAP) başında bulunan Bülent Ecevit’in ABD’nin Irak’ın işgaline karşı söylemleri dillendirmeye başladığı günlerde DSP’nin nasıl dağıldığını anımsamakta fayda var. Ecevit’in hastaneye kapatılışı, DSP’den kopmaları için ciddi hiçbir neden yokken bir anda Hüsamettin Özkan ve İsmail Cem’in DSP’den ayrılarak Yeni Türkiye Partisi (YTP)’ni kurmaları ve medyanın yaygın propagandası YTP’yi sanki iktidar partisi yapmıştı. Ama medyanın verdiği gazın hiçte gerçekçi olmadığını ve ilk seçimlerde aldığı yüzde 1 buçuk oy ile gördük.

Ecevit’e kurulan komplonun bir benzerini de muhtemelen aynı çevreler Deniz Baykal’a kurdular. AKP’ye karşı alternatif olacak bir güce gerek vardı ve bu Baykal’lı bir CHP ile bir türlü olmuyordu. Baykal’sız ve halkçı Kılıçdaroğlu imajı bunun için önemliydi. 15 -20 gündür yaratılan bu imajın da İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan’ın YTP’sine benzeme ihtimali kuvvetle muhtemel. Ne ideolojide ne kadrolarda herhangi bir değişim süreci yaşanmadan medyanın imaj kahramanlarının yarattığı Kılıçdaroğlu efsanesinin ne kadar süreceğini hep birlikte göreceğiz.

CHP’nin AKP’ye alternatif olabilmesi için öncelikle evrensel sosyal demokrasinin ilkelerini kabul etmesi gerekir. 12 Eylül anayasanın ve YÖK’ünün savunucusu, ırkçı, Kürt sorununda neredeyse MHP’den bile geri, değişimden uzak, alevi sorununda da açılım yapmayan bir CHP’nin değişiminden söz etmek fazla iyimserlik olur.

İdeolojisinde henüz bir değişim görülmeyen CHP’nin yeni seçilen MYK üyelerinin de dünün siyasetini belirleyen kadrolarından olması ve hatta bir çoğunun Ergenekon destekli söylemleri ile öne çıkması, CHP’de bir değişikliğin olmayacağı saptamasını yapmamız için kahin olmamızı gerektirmiyor.

Nazimiyeli alevi ve Kürt bir aileden gelen, bazılarına göre de 68′li olduğu iddia edilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve yeni dönem CHP’nin sınanacağı en önemli sorun Kürt sorunudur. Kürt sorununa karşı alınacak tavır diğer sorunlara (halkçılık, demokratikleşme, alevi açılımı, vs.) karşı alacağı tavrı da belirleyecektir. Kürt sorunu Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin sırat köprüsüdür. Bu köprüden geçmek için gerekli adımları atacak olursa karşılığını bulur, aksi takdirde tarihin çöplüğüne gönderilen siyasetçiler arasında yerini alacaktır.

1970′lerin Ecevit’ine benzetilerek (kravatsız ve şapkalı kongreye gelmesi) yaratılan ‘halkçı Kılıçdaroğlu’ imajı, AKP’ye alternatif politikalar üretemediği takdirde fazla varlık sürdüremeden imajı yaratanlarca yok edilecektir.

CHP’nin giderek ırkçılaşması, darbecilerin, Ergenekoncuların son olarak ta 12 Eylül anayasasını savunur oluşu onu potansiyel kitle tabanından da uzaklaştırmıştır.

Siyaset dizaynırları Kılıçdaroğlu efsanesi ile bir taşla birden fazla kuş vurmak istiyor. Ama bunda başarılı olamayacağı gün gibi ortadadır. Öncelikle şunu bilmek gerekiyor; eskiden yeni çıkmaz. Eskinin biçim değiştirmesi yeniyi yaratmaz Yeni, ancak eskinin yok edilişi ile yaratılabilir. Baykal’ın siyaset sahnesinden çekilmesi yeninin yaratılması anlamına gelmiyor. Eskinin Ergenekoncu kadrolarının ağırlıkta olduğu ve eski ideolojinin değişimine yönelik her hangi bir sinyalin dahi verilmediği bir anlayıştan nasıl yeni doğacak ki?

Bir çok kesim Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelişi ile Bülent Ecevit’in CHP’nin başına gelişini özdeşleştirerek Yeni Karaoğlan efsaneleri yaratmaya çalışmaktadırlar. Ama bu cilalama fazla uzun sürmeyecektir. Çünkü bu saptama doğru bir saptama değildir. Bülent Ecevit, cumhuriyetin kurucularından biri olan milli şefe karşı çıkmıştır. 1960 yıllarda artan sosyalizm hayranlığını pasifize etmek için atılan ortanın solu tezine halkçılık vurgusunu öne çıkartarak İnönü ile mücadele ede ede CHP’nin başına geçen Ecevit’e karşın Kılıçdaroğlu CHP’nin bilinen ideolojisinde ve kadrolarında herhangi bir değişiklik yapmadan lider olmak istiyor. Ecevit, milli şefe karşı bayrak açarak CHP’nin başına gelirken Kılıçdaroğlu ise bir komploya kurban giden Baykal’ın istifası sonrası boşaltılan koltuğa oturtulmuştur. Siyaset dizaynırlarının mühendislikleri ile lider yaratılamaz. Risk almayı göze alabilen liderleşir. Kılıçdaroğlu’na altın tepside sunulan CHP’nin Genel Başkanlığını liderlikle taçlandırabilmesi, ülkenin yakıcı sorunlarında risk alması ile doğru orantılıdır. Risk alabildiği ölçüde CHP değişebilir. Aksi takdirde sizlere ömür!!!!!.

29 Mayıs 2010 /Mersin
Salim Turgut

 

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin