Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik süikast iddiaları üzerine kozmik odanınaranması Türkiye’nin gündemini uzun süre işgal edecek gibi görünüyor. Genelkurmay Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin aramanın iptal edilmesi için mahkemeye başvuru talebi ret edildi. Türkiye Gladyosu, ya da derin devlet ya da kontrgerilanın beyni sayılan kozmik odaya girilmesi bazı gazeteciler tarafından Genelkurmay’ın “yatak odası”na girilmesi olarak yorumlandı. Bazı iddialara göre özel harpçiler Emine Ayna’ya “garip yaratık” diyen Bülent Arınç’a süikast düzenleyerek işi PKK’nın üzerine yıkacak ve Türkiye’yi bir kaos ortamına sürükleyeceklerdi. 2002 yılında yapılan değişiklikle 16 bölge başkanlığı altında örgütlenen Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın emrinde 10 bin kişi görev yapıyor. Aramayı yapan Hakim Kadir Kayan ve soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’ye zarf içinde 8 kalaşnikof mermisi gönderilmesi kısa süre için gözaltına alınan sekiz subaya karşılık yapılan bir missilemeydi.
Savcı ölümle tehdit edildi
Savcı Bilgili’nin cep telefonuna gönderilen mesajlarda, ”Seferberlikten uzak dur, adamlarımızı içeride tutamayacaksın, sonun Doğan Öz gibi olur”, ”Seferberlik dosyasını kapat, kapatmazsan tabutun içine kapatılırsın”, ”Askerlerin hesabı sorulacak” ve ”8 askere bedel 8 kurşun sana yeter” şeklinde ifadeler yer aldığı öğrenildi. Savcının cep telefonuna tehdit içerikli mesajlar gönderilmesinin sürdüğü de öğrenildi.
Sovyetler tehditine karşı kurulan süper NATO yada gladio diğer NATO ülkelerinde dağıtıldığı halde Türkiye’de muhalif kesimlere karşı kullanıldı. Özel Harp Dairesi’nin denetiminde 1970′lerin başında kurulan komando kamplarında 70′lerin sonlarına doğru siyasi cinayetleri işleyen MHP’li militanlar yetiştirildi. Eski ülkücü Metin Kaplan, Abdulah Çatlı, Haluk Kırcı ve Mehmet Ali Ağca’nın Özel Harp Dairesi’yle ilişkileri olduğunu açıkladı.
1978 yılında MHP’li militanların işlediği cinayetlerden yola çıkarak bir rapor hazırlayıp Bülent Ecevit’e sunan Cumhuriyet Savcısı Dogan Öz, MHP militanı İbrahim Çiftçi tarafından öldürüldü. Mahkeme Çiftçi’yi mahkum ettiği halde Askeri Yargıtay üç kez mahkemenin kararını bozdu ve sonunda katil Çiftçi beraat ettirildi.
1977 yılındaki 1 Mayıs’tan başlayarak 12 Eylül darbesine yol açan süreçle ilgili senaryo Özel Harp Dairesi tarafından hazırlandı. 12 Eylül askeri darbesinden önce 3,000 devrimci, solcu, Alevi ve Kürt Özel Harp Dairesi’nin içinde yer aldığı prokasyonlar sonucu yaşamını yitirdi.
Kürt mücadelesinin ivme kazandığı 1990′lı yıllarda işlenen faili meçhüllerde kontrgerilla büyük rol oynadı. Kürt hareketine karşı oluşturulan Türkiye Hizbullah’ı bir özel harp ürünüydü. İşlenen 17,500 faili meçhül kozmik odanın derinliklerinde saklıdır.
Türkiye gladiosu, dönek solcuları, itirafçı Kürtleri ve toplumun her kesiminden işine yarayan şahışları kullanmaktan çekinmedi.
Ergenekon davasıyla kozmik odanın aranması arasındaki bağı Özgür Politika yazarı Selahattin Erdem şöyle açıklıyor:
“Nitekim şimdi Ergenekon davası gelip kontrgerillanın kapısına dayandı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda yapılan aramalar bunu ifade ediyor. “Seferberlik Tetkik Kurulu”nun açığa çıkartılması kontrgerillanın merkezine ulaşıldığını gösteriyor. “Devletin gizli sırları” denen yere bazı hakimlerin el atma cesaretini gösterdiği gözleniyor.”
Özel Harp Dairesi’nin Türkiye ayağını Ergenekon Kürt ayağını ise JİTEM oluşturdu. Ergenekon davasında bazı özel harpçi subaylar yargılanmaktadır. Ortaya çıkan bütün belgeler Türkiye gladiosunu işaret etmektedir.
Eğer hükümet gerekli iradeyi gösterirse devletin en mahrem sırlarının saklı olduğu meşhur kozmik odada yapılan arama Türkiye’nin karanlık tarihinin aydınlatılmasına ışık tutacaktır. Yeni Hayat / Toronto
Türk Gladiosu üç kez isim değiştirdi
Seferberlik Tetkik Kurulu (STK), ABD’de eğitim gören Tuğgeneral Daniş Karabelen tarafından dönemin Milli Güvenlik Kurulu olan Yüksek Savunma Kurulu kararı çerçevesinde, 27 Eylül 1952′de Milli Avcı Birlikleri şubesi olarak kurulan şimdiki Özel Kuvvetler Komutanlığı içinde bir oluşum olarak faaliyete başladı. 1948′de ABD’ye ‘özel harp’ kurumları ve ‘stay behind’ olarak adlandırılan strateji eğitimi için gönderilen 16 subay, Özel Kuvvetler’in resmi çekirdeğini oluşturmuştu. Bu subaylar arasında Karabelen’in yanı sıra, Turgut Sunalp, Ahmet Yıldız, Alparslan Türkeş, Suphi Karaman, ve Fikret Ateşdağlı gibi isimler de yer aldı. İlk icraatı, 1950′de Kore’ye asker gönderme işlerinin organizasyonu oldu.
Seferberlik Tetkik Kurulu’nun (STK) adı 6-7 Eylül olaylarıyla da gündeme geldi. Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin bombalandığı yalan haberi üzerine 6-7 Eylül 1955′te azınlıklara yönelik başlatılan saldırılarda 5 bin 583 ev ve dükkân yağmalanmıştı. 52 ayrı yerde aynı anda başlayan olaylarla ilgili olarak konuşan Özel Harp Dairesi’nin eski komutanlarından emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, “Özel Harp Dairesi’nin işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi” ifadesini kullanmıştı. STK’nın ismi daha sonra da birçok olayda ‘kontr-gerilla’ olarak geçmişti.
Kıbrıs’ta TMT’yi örgütledi
Bugünkü adıyla STKB, 1 Ağustos 1958 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in direktifiyle Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) adı altında gizli, illegal ve silahlı bir örgütlenme kurdu. Kurulun ismi, 1967 yılında, o zamanki komutanı Tuğgeneral Cihat Ayol tarafından Özel Harp Diresi’ne (ÖHD) dönüştürüldü. Gayrinizami kuvvetlere karşı harekât konusunda uzmanlaşan ÖHD, ‘ordu içindeki gizli ordu’ olarak da anılmaya başladı.
TSK’nın reorganizasyonu kapsamında 1992′de Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın (ÖKK) kurulması ile ÖHD, ÖKK’na bağlandı. ÖKK da, doğrudan Genelkurmay İkinci Başkanı’na bağlandı. ÖKK’nın temsil seviyesi iki yıl önce yapılan değişiklikle korgeneral seviyesine yükseltildi ve başına halen ÖKK komutanı olan Korgeneral Servet Yörük getirildi.
Asla er kullanmıyorlar
STKB da ‘Gayrinizami harp’ örgütlemekle görevli. Bu faaliyetler sırasında asla erler kullanılmıyor. Kadro daha ziyade astsubaylardan oluşuyor. Yönetici konumundaki yüzbaşı, binbaşı, yarbay ve albay rütbesindeki subaylar ise Özel kuvvetler komutanlığı personeli içerisinden seçiliyor. STKB’nın istihbarat toplama yetkisi ise bulunmuyor.
Başbuğ: Gömülü silahımız yok
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 29 Nisan 2009 tarihinde Genelkurmay Karargâhı’nda düzenlediği basın toplantısında, Seferberlik Tetkik Kurulu’na üstü kapalı değinmişti. Bazı yayın organlarında, ‘Ergenekon soruşturması çerçevesinde bulunan mühimmatın bir kısmının Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait olduğu bunların da seferberlik durumlarında kullanılmak amacıyla çeşitli yerlere gömüldüğü’ yönündeki iddiaları anımsatan Başbuğ, “Bunun net olarak cevabını veriyorum; 1986 yılına kadar TSK’nın özellikle Özel Kuvvetler Komutanlığımıza ait Türkiye sathında gömülü silah ve mühimmatı vardır. 1986 yılında alınan o karar çerçevesinde silah ve mühimmatın tümünün toplatılarak depolara alınması emri verildi ve bu işlem 1998 yılında tamamlandı. Bu şu demektir, TSK’nın ülke sathında hiçbir yerde gömülü silah ve mühimmatı yoktur” demişti.
Arınç’a yönelik suikast girişimi iddası ile son günlerde oldukça tartışılan Özel Harp Dairesi’nin kurucularından Emekli Albay İsmail Tansu, kurumla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
İsmail Tansu, Ergenekon’dan yargılanan Özel Kuvvetler’den emekli Binbaşı Fikret Emek ve Albay Levent Göktaş’ta fişleme belgelerinin çıkmasıyla ilgili olarak ise “Asker de olsa artık herkesin geçmişten ders alıp demokrasi ve hukuk çerçevesinde hareket etmek zorunda. Bunlar, yargı mensuplarını fişlemişler. Hatta generalleri bile bir solcu, Alevi diye fişlemişler. Ortada belgeler var. Buna inanamıyorum. Olmaması gereken işler bunlar. Dolayısıyla asla kabul edilemez” dedi.
Tansu, Özel Kuvvetler’in gayrimeşru işlere karışmalarının kabul edilemez olduğunu söyledi. Tansu, “Bu kurum hakkında geçmişten bu yana gayrikanuni işler yaptığı, faili meçhullere karıştığı, hatta kontrgerilla yakıştırması bile yapıldı. Bu kuşkular bugün de devam ediyor” ifadesini kullandı.
“Amerika Rusya’ya karşı kurdurttu”
Dairenin lojistikten sorumlu komutanı Tansu, Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kuruluş amacının muhtemel bir Rusya işgalinin engellenmesi olduğunu belirterek, Özel Harp Dairesi’nin kuruluş amacını “Bize denildi ki, savaşta düşman (Rusya) Türkiye’yi işgal ederse, işgal ettiği yerlerde onların iflahını kesin. Gerilla hareketiyle onları yıpratın. Hazırlıklarımız hep bunun üstüneydi” sözleriyle açıkladı.
Tansu, Özel Kuvvetler’in finansman ve faaliyetleriyle ilgili olarak da, “Amerikalılar bize müşavirlik yapıyordu. Yardım da yaparlardı. Bizde olmayan ihtiyaçlarımızı ya da örtülü ödenekten para verilemediği durumlarda onlar karşılardı. Mesela harekat eğitimi için Ankara’da kullanılan binaların kirası, benzin paraları bunların başında geliyordu. Çünkü her gittiğimiz yerde vermiyorlardı” dedi ve ABD’nin daha sonra bu yardımları niçin kestiğini ise bilmediğini söyledi.

“Seferberlik Tetkik Kurulu denetime açık değil”
Seferberlik Tetkik Kurulu’nun denetime açık olmadığını hatırlatan Tansu, hakimin burada inceleme yapmasının anlamlı olduğunu söyleyerek, “Kurumda bugüne kadar tahkikat yapılmadı. Bunun üzerine ‘şaibeli olduğu için açmak istemiyorlar’ diyenler oldu. Genelkurmay bunu açtı. Bu sevindirici bir gelişme. Eğer hukuka aykırı bir şey tespit edilirse sorumlular hesap vermeli” dedi.
Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ilk Lojistik Müdürü İsmail Tansu: Yeraltındaki cephanelikleri komünizm tehlikesine karşı biz oluşturduk. İstanbul Boğazı’nda da vardı.
Komünizm tehlikesi ve Avrupa’da muhtemel Sovyetler Birliği işgaline karşı 1950′li yıllarda NATO bünyesinde gizli ordular oluşturuldu. NATO konseptine göre şekillendirilen bu gizli ordular, Amerika ve İngiltere’nin öncülüğünde İtalya, Fransa, Yunanistan, Danimarka, İspanya, Portekiz, Almanya, Belçika, Norveç, Hollanda ve Türkiye’de oluşturuldu. NATO üyesi Kanada’nın Sovyetler Birliği’ne çok uzak olması, İzlanda’nın ise silahlı kuvvetleri bulunmaması nedeniyle bu iki ülkede oluşturulmadı. Buna karşın ilerleyen yıllarda NATO üyesi olmayan Avusturya, İsveç, Finlandiya ve İsviçre’de de gizli ordular kuruldu.
Bir tek Türkiye dağıtmadı
Varlıkları sır gibi saklanan ve o ülkenin parlamentosunun varlığından haberdar olmadığı bu orduların kurucuları ve sonraki yöneticileri Amerika’daki merkezlerde eğitimden geçirildi. Yine örgütlerin eğitim, silah ve teknik malzeme ihtiyaçları ABD tarafından karşılandı. Türkiye’deki gizli ordunun adı da Özel Harp Dairesi oldu. Soğuk Savaş’ın bitimiyle Batı ülkelerindeki gizli ordular tek tek açığa çıkartıldı. Meclis araştırma komisyonlar kuruldu, sorumluları yargılandı. Sonunda da bu gizli orduların hepsi dağıtıldı. Bir ülke hariç: Türkiye.
SİLAHLARIN KAYDI YOK
Büyük bir gizlilikle yeraltına gömülen bu silahların envanter kayıtları kesinlikle bulunmuyordu. Kaybolmaları durumunda hiçbir yasal işlem yapılamıyordu. Özel Harp Dairesi’nin ilk Lojistik Şube Müdürü, emekli albay İsmail Tansu, bu cephaneliklerin koordinatlarının sivillere verildiğini söyledi: “İlk silah depolarını biz oluşturduk. Komünizm tehlikesine karşı bu silahları gömdük. O dönemde en çok silah sınır illeri Kars ve Ardahan’daydı. Bu silah depoları ve yerlerini Amerikalılarla birlikte kontrol ediyorduk. İstanbul Boğazı’nın belli yerlerinde bile gömülü silahlar vardı. Amerikalılar bize özel telsizler vermişti. Bunların bir kısmını silahlarla birlikte Şile’ye gömmüştük.”
İlk brifing Ecevit’e değil Menderes’e
Özel Harp Dairesi ve Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ismini ilk telaffuz eden siyasetçi Bülent Ecevit oldu. Ecevit, 1974′te Özel Harp Dairesi’nin varlığını dönemin Genelkurmay Başkanı Semih Sancar’ın daire için örtülü ödenekten bir milyon dolar istemesiyle böyle bu dairenden haberdar olduğunu söylemişti. Sancar’ın ödenek istemesinin ardından bir ekibin de Özel Harp Dairesi’nin faaliyetleri hakkında brifing vermişti. Ecevit bu brifingle ilgili 1990′da yaptığı açıklamada “Dehşete düştüm. Kaygılandım” dedi.
‘MENDERES KAYGILANDI’
Ancak ilk özel harpçi subaylardan olan İsmail Tansu’ya göre brifing verilen ilk başbakan Bülent Ecevit değil Adnan Menderes. Yer yine Başbakanlık Konutu’ydu. Tarih ise; 26 Şubat 1959. Anlatılanlar karşısında Ecevit’in daha sonraki yıllarda yaşayacağı kaygıyı Menderes de yaşamış ve kaygılanmıştı.
Özel Harpçiler kilit noktalara getirildi
Kıbrıs harekatı öncesi Başbakan Bülent Ecevit’e brifing veren Özel Harp Dairesi ekibi içinde bulunan Kemal Yamak Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne, Aydın İlter Özel harp Daire Başkanlığı yaptıktan sonra Jandarma Genel Komutanlığına ve Muammer Ünal ise generalliğe kadar yükseldi.
Kemal Yamak
Sivillerin adı Beyaz Kuvvetler
Özel Harp Dairesi’nin kâğıt üzerindeki kuruluş amacı sivil savunma olarak gözüküyordu: “Sovyetler Birliği’nin Boğazlar üzerindeki emelleri düşünülerek olası bir işgal durumunda halkı cephe gerisinde seferber edebilmek.” Dönemin hükümet yetkililerinden de bu amaçla onay alınmıştı. Dairenin, Ataç Sokak’ta faaliyet yürüttüğü evin kapısında da “MSB Seferberlik Tetkik Kurulu” tabelası vardı.
KOD İSİMLER
Daire, kâğıt üzerinde Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı gözüküyordu. Seferberlik Tetkik Kurulu iki ana unsurdan oluşturuldu. Birinci unsuru tamamen gayri nizami harp ve özel harp eğitimi alan çok profesyonel askerler oluşturdu. Hepsi subaydı. Daha sonra astsubaylar da alındı. İkinci unsur ise sivillerdi. Savaş durumunda askerlerle birlikte direnişi örgütleyeceklerdi. Bu sivillerin kaydı Özel Harp Dairesi’nde kod isimlerle tutuluyor, kesinlikle gerçek isimler kullanılmıyordu. Müthiş bir gizlilik vardı. Özel Harpçi olan siviller kesinlikle birbirini tanımıyordu.
HER MESLEKTEN VAR
Sadece aynı birimdeki isimler birbirini tanıyor ama kod adlarla. Bu siviller her türlü meslek grubundan seçiliyordu; doktor, avukat, öğretmen, hemşire, akademisyen, polis… Çoğunluğu üniversite, yüksekokul ve lise döneminden teşkilata alınıyor. En tehlikelisi ise yeri geldiğinde sivil unsurların bağımsız hareket edebiliyor olmasıydı.
<!– /* Font Definitions */ @font-face {font-family:SimSun; panose-1:2 1 6 0 3 1 1 1 1 1; mso-font-alt:宋体; mso-font-charset:134; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:3 680460288 22 0 262145 0;} @font-face {font-family:”\@SimSun”; panose-1:2 1 6 0 3 1 1 1 1 1; mso-font-charset:134; mso-generic-font-family:auto; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:3 680460288 22 0 262145 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:”"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-fareast-font-family:SimSun;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:72.0pt 90.0pt 72.0pt 90.0pt; mso-header-margin:36.0pt; mso-footer-margin:36.0pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} –>
Onur Öymen özel harpçi olmasın?
Dersim katliamıyla ilgili sözleri nedeniyle çok büyük tepki toplayan CHP’li Onur Öymen Özel Harp Dairesi’ne giren ilk siyasetçidir. 1974`teki Kıbrıs Hareketi`nin ilk gecesini Özel Harp’te geçiren Öymen Dışişleri bürokratı olarak istihbarat paylaşımı için gittiği dairenin varlığından Türkiye o dönemde haberdar değildi. Özel harp Dairesi Başkanı Kemal Yamak’la görüşen Öymen sabaha kadar istihbarat odasında kaldı. Başbakanların bile girmediği Özel Harp Dairesi’ne Onur Öymen’in bu kadar rahat girmesi ister istemez kendisinin bu dairenin bir elemanı olabileceği sorularını akla getiriyor.
Günay: Kozmik oda müze olmalıdır
12 Eylül’ün ardından gözaltına alınıp Dil ve İstihbarat Okulu’na götürülen ve aylarca gözaltında tutulan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Ben hayatımın o sürecini çoktan sildim. Ama o tarihlerde hayalini kurduğum bir düşünce vardı. Şehrin merkezinde kalan Kirazlıdere karargahının o güzel bahçesine bakıp buranın ‘Demokrasi Müzesi’ olmasını düşünürdüm. Bu düşüncemi bugün de koruyorum. Kim bilir belki bir gün onu da görürüz. Sadece Kirazlıdere değil, Yassıada da Demokrasi Müzesi olmalıdır” dedi