Tuesday, December 12, 2017 20:44

İşbirlikçi ve teslimiyetçi çizgi mahkum edilmelidir

Cumartesi, Ocak 23, 2010, 0:58
Bu Yazı Editörden Kategorisinde ve 8 Yorumlar var.

Gazetemizin geçen sayısında Yılmaz Ayata adındaki okuyucumuz Ercüment Yıldırım rümuzuyla yazı yazan Mehmet Yıldırım’a tepkisini dile getiren bir yazı yazdı. Yıldırm haklı eleştirilere ve tepkilere cevap yazacağına şahsıma ve gazetemize saldırarak halk arasında Mulla Ömer diye bilinen Ömer Eroğlu’nu göklere çıkardığı gibi onun kalemşörlüğüne soyundu. Yıldırım’ın şahsında işbirlikçi ve teslimiyetçi Kürt çizgisi iyice ayuka çıktığı gibi işbirlikçiler çirkin yüzleriyle dökülmeye başladılar. Karalama ve dezenformasyon temelinde yazılan yazı edebi bir içerik taşımasa da işbirlikçi ve teslimiyetçi çizginin mahkum edilmesi açısından önemlidir.

Yıldırım bizim işi gücü bırakarak yazılarını Kürt halkına e-mail ettiğiğmizi iddia ediyor. Yakın zamana kadar bu zatın yazdığı yazıların farkında bile değildim. Bir arkadaşa iki yazısını e-mail yaptığım doğrudur. Barıştan rahatsız olduğumuzu iddia ederek bizi Ergenekonculukla suçladığı gibi DTP’li milletvekilerinin de Ergenekon’dan talimat aldığını yazmış:

Nasılki Ergenekoncu Türk Veli Küçük, MHP binasına gidip Devlet Bahçeli’yi camdan aşağı atacağım diyorsa, Ergenekoncu Kürt x kişide, DTP binasına gidip Ahmet Türk’ü camdan aşağı atacağım diyebiliyor…Diyarbakır belediye başkanı Osman Baydemir’i tehdit edebiliyor… (Açılımı Dinamitlemek Kürtlere mi düşecekti, 08.12.2009)

Malesef DTP siyasi parti görünümünden çok uzak. Ciddi bir programları yok..Çözüm yolları nedir bilen yok. Bırakın 5 yıllık bir plana sahip olmayı, haftalık programlarıda yok.Günü birlik siyasetin içinde boğulmuş vaziyetteler. Buda onları dahada hırçınlaştırıyor…Tabandan gelen “hiç bir iş yapmıyorsunuz meclise gidip maaş almaktan başka” eleştirileri onları şaşkın çocuklara çeviriyor.Bu şaşkınlık içinde en yakınlarıda bulunan birilerinin kulaklarına fısıldadıklarını politika yapıyormuş gibi heyecanla savuruyorlar..Ahmet Türk ve Akın Birdal biraz daha tecrübeliler..Diğerleri boş heybenin farkındalığıyla sağa sola saldırıyor…Gözlerini dört açmışlar Kandil’den ve İmralı’dan gelecek mesajlara kilitlenmişler…Durum bu olunca kapatılmak DTP’li milletvekilleri için en rahatlatıcı seçenek….Sineyi-Milleti millet istediği için değil, başarısızlıklarını örtbas etmek için istiyorlar. Bu fikride kulaklarına hangi Ergenekoncunun fısıldadığı belli…Yalçın Küçük deşifre olduğuna göre geriye bir kişi kalıyor…
(Açılımı Dinamitlemek Kürtlere mi düşecekti, 08.12.2009)

Tayyip Erdoğan barış dedikçe PKK içindeki ergenekoncular 33 silahsız askeri öldürmeye, köylerde töre cinayeti kılıfına giydirilmiş katliamlar, şehirlerde patlamalar devam edecek (Barış Cesur adamların işi -22.06.2009)

Yıldırım’a bakarsanız Kürt Halk Lideri Abdullah Öcalan’ı bile Ergenekoncular kontrol ediyormuş:

Abdullah Öcalan’ın avukatları arasında Ergenekon adına çalışan var. İmralıya yanlış mesajlar götürüp imralıdan yanlış mesajlar getiriyor..

Öcalan’ın hükümetin elinde değil generalerin elinde olduğunu biliyorum,fakat Hükümet bu işin üstüne gitmeli, Öcalan’ın avukatlığını yapan bu ergenekoncunun kim olduğu açığa çıkarmalı. (Eve dönüş nedir, ne değildir? 22.10. 2009)

Mehmet Yıldırım, Ergenekon olayı patlak verdiğinde iki kez bana telefon etmişti. Ergenekon davasında neredeyse perdenin kapandığı bir aşamada bize çamur atarak içine düştüğü ruh halinden kurtulmaya çalışıyor. Gazetemizde Ergenekoncu çeteleri teşhir eden bir sürü yazıyı görmemezlikten geliyor. Bu zat Ergenekon’la ilgili yazdığı tek yazıda Tuncay Güney’i övdü.

Benim Nobel adayım Tuncay Güney

Tuncay Güney’i sever yada nefret edebilirsiniz…

MİT ajanı, CIA ajanı olmadı MOSSAD ajanı diyebilirsiniz.

Ergenekoncu, İşçi partili, Fettulah Gülenci, Sebatayist, dinci,Veli Küçük’çü, yahudi,yada paracı olmakla suçlayabilirsiniz.Fakat kabul etmek gerekiyorki O konuştukça Türkiye’de güzel şeyler oluyor.Tuncay Güney konuştukça bir çok kişinin bilipte seslendiremediği,seslendiripte duyuramadığı şeyler gündem oluyor…Onun konuştukları sayesinde Gladio’nun üzerine daha etkin gidiliyor.

Tuncay Güneyle bir süre önce yaptığım röportaj (Tuncay Güney böyle bir rçportaj yapılmadı demişti) sonrasında neleri doğru söyleyip neleri doğru söylemediğini anlayamadım… Bende müthiş “macera ruhlu” biri imajını bırakmıştı. Öyle ya Samanyolu Televizyonunda program hazırlıyorsun ama Doğu Perinçek’lede kankasın..Yaşar Kaya ile samimisin aynı anda Veli Küçük’lede enseye tokatsın…Hem Sebatayistim diyorsun hemde Emine Şenlikoğlu ablanın sohbetlerini kaçırmıyorsun….

Ajanmı,aşmış birimi,dolu dolu bir adammı bilemem ama konuştukça benim keyfim yerine geliyor… (Keşke bütün korku cumhuriyetleri böyle olsa -18. 01. 2009)

Mehmet Yıldırım kendi köşesinde Kürt halkının değerlerine ve kurumlarına saldırma hakkını kendinde bulurken bir Kürt yurtseveri cevap verince bunu hedef göstermek olarak algılıyor. Yıldırım, adli makamlara gerekli başvurunun yapıldığını ve bizimle mahkeme huzurunda görüşeceğini yazmış. Bu tür kuru sıkılar bizi ürkütmez. Dava açacağı için Türk hükümeti kendisini ödüllendirmelidir. Kanada gizli servisi beni örgüt üyesi yapmıştı.İddialarını ispatlayamadığı için mağlup oldu. İşbirlikçi Kürtlerin açacağı dava bizim için bir şereftir. Gerçek bir devrimci olarak sizin mahkemeleriniz bize vız gelir, vız…

Mehmet Yıldırım, Taraf Gazetesi’nin avukatlığına da soyunmuş. “Bu gazete bir ara Türkiye’de kelle koltukta özgürlük mücadelesi veren Taraf Gazetesine de saldırmıştı.” Bir konuyu araştırmadan yazarsanız yalan yazmış olursunuz ve basın elamanı olarak suç işlemiş olursunuz. Bir kere Taraf Gazetesi’yle ilgili olay Yıldrım’ın yazdığının tam tersine gelişti. Taraf’ın iki yazarı Tuncay Güney’le ilgili bir yazıda bana saldırınca cevap hakkımı kullandım. Yazıyı kaleme alan ve Polis Akademisi’nde çalışan iki köşe yazarı cevap yazımın bir bölümünü yayınladılar. Taraf Gazetesi’nin kimin tarafı olduğuna en iyi cevabı Özgür Politika Yazarı Selahattin Erdem vermis:

Açığa çıkıyor ki, Taraf gazetesi gerçekten taraftır; ancak demokrasinin, adaletin, halkın tarafı değil, ABD’nin tarafıdır. Meydanı boş bulmuş ve sırtını sağlam yere dayamış, sahibinin sesi olarak işlev görmektedir. (Hangi Taraf? 30 Ocak 2009)

Bir sürü insanın önünde kendisini ölümle ve hatta istediği taktirde bir hafta evden çıkarmamakla tehdit eden Ömer Eroğlu hakkında “refugee aga” başlığı altında Mustafa Tanrıverdi’nin yazdığı yazıyı gazetemiz yayınladığı için güya terbiyesizlik yapmışız. Federasyon Başkanı’na hakaret edilmiş ama Ömer Eroğlu bunu sineye çekmiş. Bizim tanıdığımız Eroğlu asla sineye çekmez ve birilerinin kendisiyle uzun yıllar önce problemi olmuşsa onu asla unutmaz. Politik bir kişilik olmadığı için çok kincidir. Bir kere Mustafa Tanrıverdi’nin yazısı gazetemizde yayınlandığı zaman Ömer Eroğlu federasyon başkanı değildi (kendisini hala öyle görüyorsa başka mesele). İşbirlikçi çizginin kalemşörü Ömer Eroğlu’nun ne kadar hayırsever biri olduğunu, Kürtlerin temsilcisi olduğunu, Festivalden sonra çöp topladığı için güya Kürtlere laf gelmediğini yazmış… Yıldırım’ın yazdıklarını okuyanlar Eroğlu’nu tanımasalar çok iyi biri olduğunu ve kendisine haksızlık yapıldığını düşüneceklerdir. İyiliğini bırakalım şimdiye kadar biz hep onun şerini gördük. Yıldırım, Oruç Adıman için de övgüler dizmiş. AKP ve Erdogan sevdalısı bir zatın Ömer Eroğlu ve Oruç Adıman’ı Kürtlerin temsilcisi gibi göstermeye çalışması sorgulanmalıdır. Mehmet Yıldırım yazılarının çoğunu Oruç Adıman’ın dernek başkanı ve Ömer Eroğlu’nun ise federasyon başkanı olduğu tarihlerde yazıyor.

Toronto alanında 30 civarında arkadaş gizli servise takıldığı için uzun süre kağıdını alamadılar. Bir Kürt aile Türkiye’de bırakmak zorunda kaldığı 2 yaşındaki çocuğunu ancak 8 sene sonra görebildi. Bir bayan arkadaş 10 senede kağıdını alırken bir arkadaşın hanımı 14 senedir kağıdını alamıyor. Kendi değerlerine ihanet etmedikleri için bu insanlarımız ağır bir bedel ödediler ve acı çektiler. Eski dernek yönetiminde çalışan arkadaşlar bazı günler aç kaldığımızı çok iyi bilirler. Kanada gizli servisi bizi adım adım izlerken Ömer Eroğlu kahvede al kızı ver papazı oynuyordu. Festivalden sonra çöp toplamak yapılan fedakarlıklar yanında kayda bile geçmez. Dernek kurmak, bedel ödemek, direnmek bu işbirlikçiler için bir anlam ifade etmiyor.

1999 yılında gizli servise açtığımız mahkemede ben ve bazı arkadaşlar ölüm kalım savaşı verirken İranlı Hasan’ın kumandasında Ömer Eroğlu ve Oruç Adıman mahkemeyi boşa çıkarmak için elinden geleni yaptılar (mahkemeyi kaybetmiş olsaydık ben sınır dışı olabilirdim ama Kürt kurumlarına terörist damgası vurularak kapatılmış olacaktı). Bu muhteşem ikili ve İranlı Hasan o dönem tamamen şaibeli yabancı bir bayanı da kendilerine sözcü yapmışlardı. Mehmet Yıldırım, Kürt savaşçılarına terörist diyecek, sirk hayvanlarına benzetecek, Kürtlerin büyük bedel ödeyerek oluşturdukları Kürt kurumlarını aşağılayacak, DTP’de Ahmet Türk dışında kimseye saygı duymayacak ama biri federasyon diğeri ise dernek başkanı olan şahışlar tepki göstermedikleri gibi dostluklarını devam ettireceklerdir. Bir arkadaş Oruç Adıman’ı Yıldırım’ın bir yazısından dolayı aramış. Bunun üzerine Adıman, Yıldırım’a telefon açarak “sirk hayvanları benzetmesi”nin biraz aşırıya kaçtığını söylemiş (Yıldırım’ın kendi yazısında geçiyor).

Altınova’da Kürt vatandaşlara saldırı olayında yada buna missileme olarak yapılan 15 askerimizin şehit edilmesi olayında olduğu gibi topluma dayatılan iki tavır var.Ya kahrolsun bölücüler deyip bizden yani statukodan yana olacaksın yada yaşasın şiddet deyip terör örgütünden yana olacaksın. (Keşke terörü kınamakla bu iş çözülseydi – 19. 01. 2009)

Skorski,Apaçi helikopterleri,termal kameralar,F16’lar hep hikaye…O termal kameraların haftanın 3 günü çalışmadığını, üzerine ıslak bir battaniye örten teröristin bu kamerayı kolaylıkla atlattığını,alttan kaleşnikof mermisi sallandığında… (Keşke terörü kınamakla bu iş çözülseydi – 19. 01. 2009)

Fakat benim buna inanmam bazılarının bundan şüphe duymasını engellemiyor.Çünkü dört başı mağrur bir delilim yok bu teröristleri ikna etmek için.

Birinde Apo’nun çatık kaşlı resmi birinde Türkeş’in çatık kaşlı resmi… (Türkiye’yi bölmekte kararlı olanlar ve Kürtlerin sayısı – 13. 09. 2009)

Binlerce Türk’ün ve Kürd’ün ölümünden sonra kurulacak bir Kurdistan’da Kürtler 50 senede Kurdistan’ı kuracak olan diktatörlerle uğraşmak zorunda kalacaktır (Türkiye’yi bölmekte kararlı olanlar ve Kürtlerin sayısı – 13. 09. 2009)

Mehmet Yıldırım’ın AKP ve Tayyip aşkı bir başkadır. “Son devrimci” adlı makalesinde Tayyip Erdoğan’ı en büyük devrimci diye tanımlayarak solcuları yerden yere vurmuş:

Tayyip Erdoğan’ın Kürt meselesi üzerine yaptığı konuşmayı dinliyorum. Sanki atıyla sarayın kapısına dayanmış, özgürlük beyannamesini kapıya çakan bir isyancı…Derin devlete isyan ediyor, hala iktidarlarmış havasındaki muhalefet partilerine isyan ediyor..Artık değişmeli bu düzen diyor..Kürd’ü savunuyor, Türk’ü savunuyor,Çerkez’i,Laz’ı,Gürcü’yü,Ermeni’yi savunuyor.Alevi’yi savunuyor,başörtülüyü savunuyor.

Kendisine solcuyum devrimciyim diyen bir sürü zırtaboza tarihi bir ders veriyor.. (Son devrimci – 13. 08. 2009)

Tayyip Erdoğan barış dedikçe PKK içindeki ergenekoncular 33 silahsız askeri öldürmeye, köylerde töre cinayeti kılıfına giydirilmiş katliamlar, şehirlerde patlamalar devam edecek.. (Barış cesur adamların işi – 22. 06.2009)

Muhatapmı aranıyor? Ben buldum muhatabı..
Muhatap AKP…
O halde işimiz dahada kolay.
Masanın bir tarafına Başbakan Tayyip Erdoğan, yardımcıları Cemil Çiçek, Bülent Arınç otursun, diğer tarafına ise AKP milletvekilleri Mir Dengir Fırat, Diyarbakır milletvekili Abdurrahman Kurt ve bir başka Kürt milletvekili Abdulkadir Aksu otursun.Hepside milletin vekilleri…
Pazarlık başlasın (
Muhatap Kürt halkıdır – 25.07. 2009)

Hiç kuşkusuz bu şeref AK parti hükümetinindir. Başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere Cumhurbaşkanı,İçişleri başkanı ,Dişişleri başkanı ,Adalet bakanı olağan üstü bir çalışma gerçekleşirdiler. (Eve dönüş nedir, ne değildir- 22.10. 2009)

CHP’ye, MHP’ye, DTP’ye ( sayın Ahmet Türk’ü dışında tutuyorum) ve PKK’ye rağmen gerçekleştirildi . Bu dörtlü süreci baltalamak için ellerinden geleni yaptılar.Fakat başarılı olamadılar. Sürecin başarıyla sonuçlanması bu partilerin üzerinde konuşlandıkları zemini kaybetmesi demekti ve onlarda bunun farkındaydı.
(Eve dönüş nedir, ne değildir- 22.10. 2009)

Türkiye tarihinin en özgürlükçü Cumhur başkanı Abdullah Gül’ün Kürt meselesi Türkiye’nin en önemli meselesidir demesi bu açıdan önemli. (Barış cesur admaların işi – 22.06. 2009)

DTP’lilerin Barış Grubunu karşılaması hakkında şunları yazmış:

O halde, AK parti, barış karşıtlarının son hamlesi olan , bu show ve gövde gösterilerine tahammül göstermeli, sabretmeli…Bu showu sahneye koyanların amaçlarının, insanların sabırlarını taşırmak olduğunu görmeli, inadına gülümsemeli. Bu show fazla sürmez. Çünkü seyircilerin hesaplı sabrı, oyuncuları yorulmuş olan bu çirkin showu zaten dayanaksız kıldı. (Eve dönüş nedir, ne değildir- 22.10. 2009)

Mehmet Yıldırım’ın DTP’ye özellikle Emine Ayna’yı akıl hastahanesine gönderecek kadar alerjisi var:

Birinci kesimi ikna etmek zor.Çünkü kötülük bunların genetik yapılarında var. İflah olmazlar. Fakat kontrol altında tutulabilinirler. İkinci kesim ikna olunabilir.Barıştada kendilerini ifade edebilecekleri öğretilebilir. DTP olmazsa zaten asıl yuvanız olan CHP de siyasi yaşamınıza devam edebilirsiniz denilebilir. (Eve dönüş nedir ne değildir- 22.10. 2009)

Türk’lerin postal sevicileri varda Kürt’lerin yokmu…
Var elbette.
Tabiki bizimkiler postal değil mekap ayakkabısı giyiyorlar…
Kürt’ler içinde bazıları herkesin mekap sevicisi olmasında direniyor…
(Açılımı dinamitlemek Kürtlere mi düşecekti- 08. 12. 2009)

DTP içinde bu açılımdan, barışın gelebileceği ihtimalinden nefret edenler var..
Bunlar iki kısım.
Birinci kısım, Kürt halkı ve hakları umrunda olmayan, savaşı ranta çevirmiş kısım. Savaş biterse rantlarıda bitecek korkusu taşıyorlar ve son hamlelerini oynuyorlar. Eve dönüş projesini showa dönüştürüp zaten açılıma kuşkuyla bakan kesimleri kışkırtmak amaçları.
(Eve dönüş nedir, ne değildir- 22.10. 2009)

Bir politikacıyı hapse atmak fikri itici gelebileceğinden büyük ihtimalle akıl hastanesine kapatılırdı. Deniz Baykal, Devlet Bahçeli, Emine Ayna’nın kapatıldığı bir akıl hastanesini siz düşünün artık. (Keşke terörü kınamakla bu iş çözülseydi – 19. 01. 2009)

Son senelerde PKK’yi çok eleştirdim. PKK silahını yere bıraksa sözde PKK’ye karşı mücadele eden insanlar o silahı yerden kaldırıp zorla PKK’lilerin eline vereceklermiş gibi geliyor bana…PKK yarın kayıtsız şartsız silah bıraktığını söylese bunlar neden silah bırakıyorsunuz diyerek imralıda Apo’nun kafasına sıkarlar yeminler olsun… (PKK silah bırakmaya karar versin APO’nun kafasına sıkarlar – 06.05. 2009)

Mehmet Yıldırm güya dört senedir derneğe uğramadığmı, dernekten kovulduğumu ve bir kaç Kürtle ayda, yılda bir görüştüğümü vs yazmış. Demagog bay zahmet edip gazetemize baksaydı 15 Ağustos 2009 tarihinde Kürt Komitesi tarafından düzenelenen Kürt Festivalinde olduğumu görecekti. Günde en az 60-70 telefon alıyorum ve üstelik çoğu randevulara gidemiyorum. Neredeyse her gece Kürt ailelerine gidiyorum. Bu kadar yalandan dolayı insana “yüzün kara olsun” derler. Dış görünüşümle uğraşanlar önce kendileri aynaya baksa iyi olur.

AKP’nin Abant Toplanısı’nda ilk defa Kürt Haması’ndan bahsedilmişti. Mehmet Yıldırm İslamcı bir Kürt Partisi’nin özlemini çekiyor:

Özgür bir Türkiye’de Liberal bir Kürt partisinin, İslamcı bir Kürt partisinin kurulması kaçınılmaz.Bu iki parti kurulursa zaten oyu hiç bir zaman % 7’yi geçmemiş olan DTP, % 3’e düşecektir. Büyük ihtimalle, seçim ittifakı yapan Liberal Kürt partisiyle İslamcı Kürt partisi Kürtleri Mecliste temsil edecektir. (Eve dönüş nedir ne değildir- 22.10. 2009)

Mehmet Yıldırım, güya ben fırsat bulduğumda DTP ve derneğe karşı bir oluşuma gideceğimi yazmış. 2004 yılında DEHAP ve EMEP Genel Başkan Yardımcılarını Kanada’ya davet etmiştim. Ömer Eroğlu elinden geldiğince engellemeye çalıştıysa da başarılı olamadı. Amaç Türkiye’de oluşan kardeşlik havasını buraya yansıtmaktı. Kürt Halk Lideri Öcalan, THKO, DEV-GENÇ takipçileri, Alevi kesimiyle bir araya gelerek bir çatı partisi kurulmasının gerektiğini avukatlarına söyledi. Alanımızda Kürtler, Aleviler ve demokrat kesimlerin içinde yer alacağı sivil bir insiyatifin toplumumuzun yararına olacağını hala savunanlardan biriyim. Ömer Eroğlu, federasyon başkanı iken Mart 2009 yılında birkaç aylığına Türkiye’ye gitti. Yerel seçimlerin olduğu bir dönemde DTP kapısına uğramayan Eroğlu kimin kapısını çalmıştı? Toplum lideri diye ortalıkta dolaştığımı iddia edenlere en iyi cevabı gazetemizin yıldönümüne katılan ve salona sığmayan halk verdi.

Yıldırım, Mezopotamianews’ü (Sinews) kendisinin sırtından saldırdığımızı iddia ediyor. Yıldırım’ın kendisi bahsedilen gazetede belirli bir süre yazı işleri müdürlüğü yaptı ve zaman zaman yazılar yazdı. Ayrılma nedenin politik nedenlerden olmadığını biliyoruz. Mehmet Yıldırım gibi düşünen başkaları da var bu gazetenin içinde. Gazete sahibinin hala bu çevrelerle ilişkileri olduğu biliniyor ve ilişkileri koparıp koparmayacağı kendisinin bileceği bir şeydir.

Ne zaman bu işbirlikçi ve teslimiyetçi çizgi Kürt komitesine hakim oldu o zaman komite gerçek anlamda kriz yaşadı. Toronto alanında bu olay birkaç kez yaşandı ve dernek kapanmayla yüz yüze kaldı. Bu çizginin Montreal’daki uzantıları dürüst arkadaşları adım adım saf dışı bırakarak derneğin kapısına kilit vurdular (Gerçi bazı arkadaşlar bunu herkesin pizza işine bulaşmasına bağlıyorlar). Yine Montreal alanında gizli servisin dernek yeri almak için bağışta bulunan Kürt insanlarına gözdağı vermesi kabul edilemez. Devlet komite içindeki çelişkilerden faydalandığı gibi bu çizgi savunucularını desteklemektedir. İşbirlikçi ve teslimiyetçi çizgi temsilcileri takiyeci oldukları gibi komplo konularında da uzmandırlar.

Başsağlığı
Kanada Kürt Federasyonu Eski Başkanı sevgili Rıza Ağa annesini kaybetmiştir. Rıza Aga ve kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Süleyman Güven
Yeni Hayat Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

8 Yorum “İşbirlikçi ve teslimiyetçi çizgi mahkum edilmelidir”

  1. ali ışık
    27 Ocak, 2010, 13:48

    Türkiye deki Kürt açılımının bir kayıp olarak değerlendirilmesi yıllarca süregelen Kürt sorununun çözümünün çözümsüz hale getirilmeye çalışılmasının bir tezahürü olduğu kanaatine vararak, sayın Yıldırımın Kürt sorunuyla ve çözümleriyle ilgi yorum ve tespitlerinden rahatsızlık duymanızı bir Kürt aydını olarak üzüntü ile karşıladım. Bu ülkede Kürt sorunu ile ilgili olarak kazanç dönemi haline getirilebilecek AKP döneminde, çeşitli tespitlerde bulunan ve çözüm yolları üretmeye çalışan insanları işbirlikçi olarak nitelendiren zihniyetin mutlak düzeyde Ergenekon zihniyeti olduğu kanaatindeyim.
    Ergenekon zihniyeti olduğu kanaatindeyim ÇÜNKÜ
    Bu ülkede “Kürt denilince, esasında Kürt diye bir şeyin olmadığı Kürtlerin dağ Türklerinden ibaret olduğu” düşüncesini taşıyan bir dönemden, “Kürt sorunun varlığı” (nı) kabul eden, “Kürt ve Türk topluluklarının yıllarca süregelen bağ ile bağlı olduğu” gerçeğini kabul eden, hiç bir Türk vatandaşın söylemeye cesaret edemediği “Kürt ve Türklerin ayrılması durumunda Türk insanın sosyal yaşantısında ciddi olumsuz tepkiler oluşacağı” düşüncesini söyleyebildiği AKP dönemini savunan insanlarıişbirlikçi zihniyete sahip insanlar olarak nitelendirenlerin, esas kendi zihniyetlerinin, tarifine gerek olmayan Ergenekoncu zihniyet olduğu kanaatindeyim.
    Bu yüzden sayın Süleyman Güven Sayın Yıldırımın yazılarını kendi yazılarından alıntılar yaparak incelemeniz ve bu yazılardaki can alıcı noktalarda dahi üslubu hoş olmayan eleştirilerde bulunmanızı dehşete kapılarak okudum. Ve bir okuyucu olarak yazdığınız yazı ile ilgili sayın Yıldırım’a atfen özür tekzibi yazmanızı önemle istirham ederim.

  2. 27 Ocak, 2010, 15:28

    Sayın Ali Işık,

    Gazetemizin bir önceki sayısında bir okuyucu mektubuna cevap vereceği yerde Mehmet Yıldırım web sitesindeki köşesinde kişiliğime saldırmıştır. Sizler nasıl bir kişiliğe sahip olduğumu en iyi bilen insanlardan birisiniz. Yıldırım ağır ithamlarda bulunduğu gibi yalan şeyler yazmıştır. Bizleri, DTP’yi ve hatta Kürt Halk Lideri Öcalan’ı Ergenekon çeteleriyle ilişkilendirmek suçtur. Üzülerek söyleyeyim siz de aynı hataya düşmüşsünüz. Özel Harp Dairesi’nin Türkiye versiyonu olan Ergenekon’la temiz insanları ilişkilendirmek çok ağır bir suç olduğu gibi bu iddia sahipleri mahkemelerde hesap vermek zorunda kalabilirler.
    Bir önceki editor yazımda demokrasi gereği AKP’yi desteklemenin bir suç olmadığını çünkü milyonlaraca Kürdün bu partiye oy verdiğini yazmıştım. AKP’yi destekleyim derken Kürtlerin kanları, canları pahasına yarattığı kurumlara saldırmak kabul edilemez. Hele hele bunu Kürtler yapıyorsa durum daha da vahimdir. Bir Kürt bilinçli olarak AKP gibi bir düzen partisini destekliyorsa işbirlikçidir.
    Eleştiri yazımda Yıldırım’ın döktüğü incileri tarihleriyle beraber alıntı yaparak süzgeçten geçirdim. Yoksa kendsine ne iftira ettim ne de yazılarını tahrif ettim.
    Başkalarının kalemşörküğüne soyunduğu, kişiliğime ağır hakaretlerde bulunduğu ve en önemlisi Kürt halkının değerlerine, kurumlarına saldırma hakkını kendinde bulduğu için Mehmet Yıldırım bir an önce Kürt halkından özür dilemelidir.
    Ayrıca Kürt Komitesi’nde yöneticilik yapan birisi olarak Yıldrım’ın yazdığı yazılar sizi rahatsız etmemişse size başka söyleyecek bir sözüm yoktur.

    Saygılar,
    Süleyman Güven

  3. 27 Ocak, 2010, 15:56

    Sayın Ali Işık,

    Kürt Halk Lideri Abdullah Öcalan 16 Ocak 2010’da avukatlarıyla yaptığı görüşmede AKP hakkında aşağıdaki tespitleri yapmıştı.

    TASFİYEYİ AKP YÜRÜTÜYOR

    “Kürtlerin islami özelliğinden yararlanarak politika yapıyorlar, otuz yıldır böyle. 1970’lerde Refah Partisiyle şimdi de AKP ile bu politikaları yürütüyorlar. Numan Kurtuluş da aynı anlayıştadır. CHP ve MHP’nin Kürtler içinde maskesi düşmüş, deşifre olmuştur. Kürtler AKP ile kontrol edilmek isteniyor. CHP ve MHP’nin katı–ulus milliyetçi tasfiye anlayışını AKP daha yumuşak, ılımlı ve ince yöntemlerle sürdürüyor. Bu çok daha tehlikelidir. Amaç özünde aynıdır, tasfiyedir. Aslında 2002’den bu yana AKP ile MHP ve CHP arasında örtülü bir anlaşma var. Sözde ve sahte bir muhalefet var, ben muhalefet güçsüzdür demiyorum.”

    TÜRKİYE’DE KURUMSAL FAŞİZM VAR

    “Türkiye’de bir kurumsal faşizm var. Benim şu anda içinde tutulduğum cezaevi koşulları da bu kurumsal faşizmin ürünüdür, devam ettiğini gösteriyor. Bu kurumsal faşizm yüz yıldır değişmeden bugüne kadar geldi. İttihatçıların 1906’daki faaliyetlerinden bu yana kurumsal faşizm var Türkiye’de. Bugünkü temsilcileri MHP ve CHP’de kendini ifade ediyor. Bu anlayış katı ulusalcı ve milliyetçi bir çizgidir. Ne MHP ve CHP’nin çizgisindeki bu katı ulusçuluk ne de AKP’nin İslamcı hegemonyası diyoruz. Biz her ikisini de reddediyoruz ve doğru bulmuyoruz. Türkiye’de halen katı ulusalcı-milliyetçi-laik çizgideki hegemonik güç ile Türk-İslam sentezini savunan hegemonik güç var. Üçüncü bir yolu doğru buluyorum. Bu üçüncü yol da bizim defalarca ifade ettiğimiz demokratik yoldur; Demokratik konfederalizm.”

    Saygılarımla
    Süleyman Güven

  4. 31 Ocak, 2010, 13:41

    Sayın Yıldırım,
    1998 yılında Dernek St.Clair West üzerindeyken sizi görüyordum ancak bizlerle doğru dürüst konuşmazdın çünkü bir üst güç varmış gibi hareket ediyordunuz. Grubunuz sanki Kürt sorununda yüz yılın en büyük başarısını yakalamış gibi hareket ediyordu. Diğer Yurtsever Kürtler ise sesiz ve sakindi, Üstelik içerde küçük bir oda vardı, Yönetimde olmıyanlar da girerdi, Dernek madem Kürtleri temsil ediyordu neden her Yurtseverin aynı haklara sahip değildi, Anlaşılan işi ,gücü, parası ve feodal çevresi olanlar belirli ayrıcalıklara sahipti. Emeği geçen ya da bedel ödeyenler değil ama parası olanlar gerçek yurtsecerliğin yerini almıştı.
    Derneklerin bildügim kadarıyla bir amacı vardır. Bu amaç doğrultusunda herkes için maddi, manevi ve sosyal yönde çalışma yapar ver derneğe gelen her yurtsevere elini uzatır. Ama gözlemlerimde insanlara el uzatılmadığını gördüm, Başta kendim bunu yaşadım. Ne birileri kapımı açtı ne de ne yaptığımı soran oldu. 68 kuşağının öğrencisiyim. O dönemlerde insanların birbirlerine çıkarsız bir şekilde bağlı olduklarını hatırlıyorum. Kanada’da ise insanlara verilen değer para ve menfaat ilişkileri çerçevesinde şekilleniyor

    Ben sizi o tarihlerde gördüğüm gibi hatta ben sizden neredeyse 7 yıl önce geldiğim halde burada bir sandalye bile kapamadığımı gördüm, Bu açıdan dernegin kendi içinde gizli bir gurubun var oldugunu gördüm.,Sizleri daha sonra Finch’teki dernekte bir gün bile görmediğim gibi Kürt sorunu hakkında bir sitesinde yazdığını görünce açıkçası şaşırdım. Kürt sorunu 80 yıldan fazladır bir tabuydu.Şimdilerde tabu olmaktan çıkmakta ve konuşulmakta ama yapılan konuşmaların söylenen sözlerin reel bir karşılığı olup olmadığı hala şüphelidir. Nitekim Temmuz ayının sonunda Kürt açılımı denildi Ağustos’un sonunda demokratik açılım diye anıldı, Eylül sonunda artık milli birlik projesi deniliyor..Eğer sorunu çözmek gibi samimi bir niyetiniz varsa önce onu çağırmanız gerekir. Unutmamak gerekir ki farklı biçimlerde ifade edilse de açılım daha önce gündeme gelmişti. Bir Başbakan Kürt realitesini tanıyoruz dedi bir daha ağzına almadi. Bir başkası AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçiyor dedi o da bir daha ağzına almadı, Zira söylediklerinin reel bir karşılığı yoktu.Neden olmadığı rejimin niteliğiyle ilgili tartışmayı angaje ediyor.Türkiye’de hükümet olmak hükmetmek anlamına geliyor.Kürt sorunu bir ulusal sorundur, ezilen ulusun kendi kaderini tayin etmesi sorunudur. Ezilen ulusun kendi kaderini tayin etmesi de gönüllü birlikte yaşamayı da ayrılmayı da içerir. Kürtlerin ne istediğinin netleşmesi iradenin ortaya çıkması, sınırsız bir tartışma ortamının saglanmasını, ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılmasını zorunlu kılar. Bir sorunun çözümü sorunun özünden bağımsız değildir.Kürt sorunu nedir? Kürt orunu neden bir sorundur? Bu sorunu çözülmeden neden günümüze gelmiştir?Sorunu yaratan esas unsurlar nelerdir? Gibi temel sorular hiç bir zaman gündeme getirilmiyor. Tartışma konusu yapılmıyor. Eğer orta yerdeki sorun ulusal mahiyette bir sorunsa ki öyledir onu demokratikleşme çerçevesinde çözmek mümkün değildir.Başka türlü ifade etmek gerekirse Kürt sorunun önceliği vardır,Bunun anlamı ezilen bir halk olan Kürtlerin gaspedilmiş haklarının iadesi demokratikleşmeden öte başka şeyleri de içerir.Geçerli yaklaşım sorunun bireysel haklar temelinde çözüleceği Kürt sorunun çözümü dogrudan kollektif haklari içeriyor. Elbette kollektif bireysel haklar arasında bir çatışma söz konusu değildir.

    Başbakan ve İçişleri Bakanı ne yapacaklarını değil neyi yapmayacaklarını sayarak konuşmaya başlıyorlar. Cunta anayasasına dokunmadan seksen yıllık zihniyetle hesaplaşmadan sorunun çözüleceğine inananlar vardır. İşte bunlardan bir tanesi de yazılarınızı okuduğum kadarıyla sizler oluyorsunuz. Hala Kürtçenin bir dil olarak kabul edilmemesi demek o dilli konuşan halkın varlığının da inkar edilmesi demektir.Ama Yıldırım bunu görmeden dağdan insinler kardeş gibi yaşayalım diyor. Nerden kardeş oluyoruz. Kimliğimizi inkar eden ırkçı faşist ülke vardır. Kürtlerin içerisinde işbirlikçi hainler oldugu müddetçe neler olduğunu hepimiz görüyoruz. 10-15 yaşlarında çocuklarımız taş attı diye 30 yıla varan ceza alıyorlar, binlerce insanımız KCK üyesi diye insafsızca tutuklanıyorlar. Barış oldu diyelim acaba yüz yıllardır Kürtleri hep soy kırımdan geçirenler aniden bizimle kardeş olacaklar mı? Tokat’ta Ergenekoncuların provokasyonu sonucu DTP’yi kapattılar. Kürtlerle binlerce yıldır dost olmayan ırkçı zihniyet Erdogan’ın attığı naralarla Kürtleri asimile politkalarından vaz mı geçecek? Barış ateştir. Kürt sorunun kaynağında devletin inkar, imha ve asimilasyon siyaseti vardır. Devlet Kürtlere doğal haklarını teslim ederek bu politikadan, bu uygulamadan geri adım atabilir.Kürtlerin ihtiyaci lütuf değil ülkesidir, Barış ve açılım diyorlar ama askeri opersyonlar durmak bilmiyor. Barış ve Açılım diye Kürtlere dayatılan şey açıkça kandır, savaştır.
    Sizler Konyalısınız (ayrım yapmıyorum) ve orada hepiniz rahatsınız ama gidin Kurdistana neler oluyor. Sizin gibi Kürt işbirlikçiler olduğu sürece devlet bundan cesaret alacaktır. Ama ihanete rağmen zafer Kürdistan’ın olacaktır, Burda işbirlikçiliğin anlamı TC’ye hizmet demektir yani sizi kast ediyorum. Yazınızda savunduğunuuz şey dağdan insinler bu iş bitsin diyorsunuz. Kürtler çok ağır bedeller ödedi öyle yazdığınız kadar basit değil bu işler.

    Bakiniz 30 yilda oldurulen 50 bin belki bu resimi olandir birde bilinmiyen yanini dusunelim,5 bin koyun yerle bir olup zorla sokulup atilan nedeys 5 milliyon insanimizin hesabini kim verecektirzararlari kim tanzim edecektir 20 bin faali cinayeti isliyen mit ,JITEM korucularin ve isbirlikcilerin itrafcilarin oldurup asitli kuyularda eritilmesi .yakilmasi,toplu mezarlarda gomulmesi
    bolgede halen cunta ve derin devlettin boy gosterip kurdleri yok etme katliam yapilmak suretiyle nara atanlarin,bolgemizde milli gelirib sifira indigini halkin ac isiz gucsuz,bolgede zamanla olusan tarimin tank ve ucaklarla yok edildigini bilmemiz gerekir nerde baris acilim olsun bundan nefre duyorum ,eger bu dusuncde oluyorsaniz yanlis bir adim attiginizi untmamalisiniz.Dun Dersimde.Marasta,Sivasta,Ahmede,Hakkaride vs her yerde akan kanlarin var oldugu zamanlarda untmamak gerekir Kurdistanimizin Ortdogunun en buyuk cografya ve nufusa sahip ulkesidir yer alti ustu zenginligi ile somurgeci ve egemen ulkelere birakip binlerce yildir kanimizi canimizi emen bu hayinlere asla barisi birlikte kardesce yasamayi onlarin bayragi altinda olmayi yanlis bir adim olmustur,Kurtlerde insandir dunyada tek ulkesiz devlet kurtlerdir niye BM lerde Kurd bayragi bagimsizca dalgalanmasln iste Erdogan ve hukumetiyle TSKnin baris ve Acilim plani bu sekilde
    TVlerde boy gostermek surtiyle bu iyi olur kandirmasiyon poltikalarina Kurd Ulusu tok olmustiur.Ergenekonuculari tek tek birakiyorlar bumnlar hepso oyundur nerde o 20 bin kisiyi yok edenlerin halla bir seyin yapilmadigini dusman acikca ortada iftiraci Aygan Isvecte soyluyor bende icindeydin Jitemle birlikte calistim ama simdi kapandi,peki Erdogan nedenmudahale etmiyor bu 20 bin faali mechul cinayetin nerde oldugunu,bunlarin hepsi Kurdler uzerinde bitirme poltikalaridir.Ayrica dernek ve Fedrseyondanda bahs etmek istiyorum,Bugunki Fedrseyonun dune gore artik Kurtlerin kus olduklari aciktir bir zamanlar yer bulunmazken simdi bir yonetim secilmesi zorlasmistir.Insanlar ayrim ve dislanioldigi andfa her sey biter,bugun kurd sorunu bilmiyenler hayatinda bir gazte ve kitap okumiyanlarin yonetimde yer almalari tuhaftir.Istiyenleri degisik dillerle ifade edenlerin ne kadar aciz olduklari aciktir.Yani Sirketti ve buyuk is yeri parasi,gozu acik,cevresi vs olacaki seninde degerin olsun bunlar Dernek kanunlarinda yoktur,Derneklerin amaci birlik ve berabeliktir ayrisim degiildir insanlari buraya geliyor yer bulamiyorlar derdini soracak kimse yok yardim ellini uzatan olmiyor.Ancak gozu acik olanlar onlari alip calistirip yari fiaatina onlara destek cikanlarin var oldugunu biliyoruz,Yurtseverlik Ulusalci bir terimdir somuru ayrim ve sahip cikma degildir,Bugun bildigim kadariyla Momtral Dernegi kapandi peki nerde Fedrsyon bunu cozemezmi soylediginm de bazilarin pislolojisi bozuk diye adilandiriyrlar bu cok ayiptir ben nerdeyse yillar oldu acaba birisi benim ne oldugumu sormuslarimi bundan da anlasiliyorki en buyuk derneklesme inananin sevmesi degil ekonomik cikari varsa sieni seveceklerdir. Degerli okuyanlar ben acikca burda kendi ic gudumle yazdigimi insani sevinizki biz bugunlere gelmiyelim,ben kimseyi asagliyici sozler kullanmiyorum,her Yurtseveri canimdan da cok saeverim yetrki isbirlikci olmiyalim bu ulke hepmizin ulkesidir onu yasatmak demek parsi olan demek degildir insanin kendisidir.

  5. Mehmet
    31 Ocak, 2010, 23:03

    KIM KIMDEN OZUR DILEMELI
    Herkesin kendince tutturdugu bir yasam tarzi var. Inanclariyla, dogrulariyla, yanlislariyla herkes kendi yasaminda bunu hayata gecirmekte ozgur ortamlar arar. Yani ben hanginize nasil cevap yazayim diye dusunurken Serok Apo avukatlari araciligi ile yaptigi aciklamalarla imdadimiza yetisti. Sadece bu kadar da degil Duran Kalkan’in tahlilleri var ve son olarak da 28 Ocak 2010 tarihli Firat newsde bakiniz neler var: “AKP ve Başbakan’ın bir bütün olarak tekçi ve ırkçı olduğunu kaydeden Ayna, Başbakan’ın “Açılım” projesi kapsamında kısa vadede yaptıklarını şöyle anlattı:”Kısa vade çözümü Kürtler için gözaltı tutuklama ve ölüm getirdi. Partimiz kapatıldı, 37 arkadaşımıza siyaset yasağı geldi. Belediye başkanlarımız tutuklandı, genel başkan yardımcılarımızın da aralarında bulunduğu yüzlerce arkadaşımız tutuklandı. Her gün onlarca arkadaşımız tutuklanıyor. İnsanlarımız sokak ortasında öldürüldü. İşte kısa vadede yapılanlar bunlar. Acaba orta vadede neler olacak onu tahmin bile edemeyiz. Hükümet kısa vadede Kürtler için bunu düşünüyorsa, orta vade için neler yapacaklarını düşünemiyoruz” (Emine Ayna: Erdogan tekci ve irkcidir).
    Simdi de yine ayni haber ajansinda 27 Ocak 2010 tarihinde rastladigimiz “Kurt siyasetinde 5 dalgada 1500 kisi tutuklandi” baslikli yazidan birkac alinti yapalim:
    DTP’ye yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonu 14 Nisan’daki büyük operasyonla başladı. 29 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde DTP önemli bir başarı elde ettikten sonra parti yönetici ve üyelerine yönelik gözaltı ve tutuklama furyası başladı. 14 Nisan günü 15 ilde eşzamanlı düzenlenen gözaltı operasyonunda birçok eve baskın düzenleyen polisler, aralarında DTP Genel Merkez yöneticileri ve eski belediye başkanlarının da bulunduğu 53 kişiyi gözaltına aldı.
    Hak ihlallerinin yoğun yaşandığı 2009 ve bu yılın başlarında en çarpıcı ihlallerin başında gözaltı ve tutuklamalar geldi. Özellikle yapılan yerel seçimler sonrası DTP’ye yönelik başlatılan operasyonda binlerce kişi gözaltına alınırken, tutuklananların sayısı 1500’e ulaştı.

    AKP hükümeti döneminde her ne kadar “daha fazla demokrasi, daha çok özgürlük” şeklinde içi boş bir propaganda yapılsa da yaşanan olaylar ve hak ihlalleri durumun tam tersine olduğunu gözler önüne seriyor. Bu dönemin yeni konsepti ise, Kürt siyasetçilerin tutuklanması olarak karşımıza çıktı. İHD Diyarbakır Şubesi’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni kapsayan 2009 yılı raporundaki verilere göre, bir yıl içerisinde 4475 kişi gözaltına alınırken, gözaltına alınanlardan 1444 kişi tutuklandı. Son iki aydaki tutuklamalarla bu sayı 1500’e ulaştı.
    Butun bunlarin ustune AKPnin ne oldugu noktasinda bir aciklama hala gerekiyor mu bilemiyorum. Benim asil anlamadigim Ali Isik arkadasimizin bu cevre adina duydugu derin uzuntu. Kendisini dernegimizde gormeye calistim ki elestirip sohbet edeyim ama goremedim. Dayanamadim yazayim dedim belki kendisini yazin yapilacak festivale kadar gorme sansim olmaz. Simdi Ali arkadas ben de muslumanim. Ibadetimi kendimce yaparim ve beni kimse alikoymaya calismadi bundan. Tanidigim musluman cocuklarina kendimce katkida bulunurum memlekete gittigimde. Bugune kadar hic reklamini yapmadim mesela. Kurani da islam ilmini de kendimce bilirim ama okudugum hicbir kitapta kuran da dahil olmak uzere AKPnin islamin Turkiyedeki temsilcisi olduguna dair hic bir seye rastlamadim. Hem de onlarin Amerika’nin usakligini yapma adi altinda ne kadar kisiliksizlestiklerine ve musluman kurtleri nasil imansizca sattiklarina dair tonlarca olaya sahit oldum. Simdi ben Kurt kardeslerimin kani daha kurumadan nasil unutup inkar ederimki yasananlari. Benim secilmis temsilcilerim halkimin yuzde bilmem kaci cezaevlerinde, Kurt cocuklari 30 yilla yargilaniyor.
    Bir de gecen iyi niyetli mi desem saf mi desem kurnaz mi desem bir tanidikla sohbet ediyordumki beni cok kizdirdi su sozleri: aslinda AKP Kurt sorununu dile getirmis, tv acmis, daha bircok reform yapacakmisda izin vermemisler. Biz iste boyle kaybediyoruz hep. Dusman kim dost kim ayiramiyoruz veya ayirmak istemiyoruz. Simdi bu AKP denilen parti iktidar partisi degilmidir ve dolayisiyla meclisin cogunluna sahip degilmidir. Butun uluslararasi kamuoyu artik Kurt sorununun cozumu noktasinda baski yapmiyormu bunlara. Bir adim atsalar icerde Kurt halkinin ve disarda yabanci kamuoyunun destegini almayacaklar mi. Ergenekonu ortaya cikarirken gosterdikleri cesareti Kurt sorununda neden gostermiyorlar. Ordunun bircok pasasini generalini mahkemeye kendilerinin cektirdiklerini soylemiyormu bu hukumet.. Ee ne oldu sorun Kurtler olunca birden bire cesaretlerimi kesiliverdi. Bana anlatmayin onun ortami vardi ve bu hukumet o sorunu cozebilirdi cozmek istemedi. Kitapta Kuranda yeri olmayan bir sentez uydurarak din kardeslerini niye DTPye oy verdiler diye tutuklatti ve sindirmeye calisti. Butun bunlar oluyorken bizler uyumuyorduk hatta uyuyamiyorduk buralarda ve halen de oyle. Mehmet Yildirim denilen zat ve onun agalari ve o cevrenin ayaklari ya siz? Yani simdi ben onlarin degil Allahin duasini okuyorum Turkiye hepimizin kardesce yasadigi demokratik bir ulke olsun yuzyillardir surgit giden baskilar son bulsun ve mucadele eden butun kardeslerimiz muvaffak olsun ve ozgurlugumuz ugruna sehit dusen butun genclerimizin ruhlari sad olsun diye. Ya siz? Isbirlikci yuzunuzu kapatmak icin dinimizi kullanmayin halkimiz arasinda. O ne sizin ne de AKPnin tekelindedir. Carpilirsiniz.

  6. 1 Şubat, 2010, 13:32

    NOT.Degerli Yurtseverler,
    Yukarda adima yazilan yazimda bir yanlislik olmustur,bu yanlislik paragrafta kast ediyorum yaziliacagina ,kastetmiyorumCumle su sekilde yukarida yazilmistir(BURDA ISBIRLIKCILIGIN ANLAMI TC HIZMET DEMEKTIR.YANI SIZI KAST ETMIYORUM) Bu acikca Isbirlikci olarak kast ediyorum,cunku Yenihayat gazetesinde Yildirima ait yazilarinda aciklik dille getirilmistir.Karari Halka veriyorum.

  7. ABDULHADİ
    5 Şubat, 2010, 7:09

    değerli arkadaşlar ta kanadalara amerikalara gitmişsiniz,çok zor şartlarda bu kurum ve dernek,basın yayın,vs leri oluşturmuşsunuz,burdaki ordaki insanımızın umudu olmuşsunuz,sizden rica ediyorum aranızda tartışabilir/konuşabilirsiniz,birbirinizi eleştirbilirsiniz,ama bunu internet üzerinden yapmayın ve birbirinizi kırmayın,olumlu ve yapıcı vikirlerle kamuoyu önüne çıkınız,hepinize saygılarımı sunarım.

  8. 8 Şubat, 2010, 11:25

    Heval Mehmet,Merhaba…Sayin kardesim Yildirim ,elestiri ve yorumlar yapmak yararlidir,en azindan gercekleri ortaya cikmasidir.Sizleri severim ve arkdasimsiniz,dosthane iliskilerimiz de
    benim icin degerlidir.Yenihayat mahalli gaztesinde isbirlikci diye yazi yazilmistir, size ait yazilari kisa
    ve not olarak yukarida gazte tarafindan dille getirilip,yorumcularda bu yaziya gore dusuncelerini
    aktarmislardir,bu demek degildir siz bir isbirlicisiniz,yorumu yazanlarda bazilarina gore hayin demek yanlis bir ifade hasil olmalidir.80 yildir kurtler ozgurce dusunce ve fikirlerini dille getirmiyorlar yazi yazanlarida ne hallere getirildigini biliyoruz,bu yonuyle hepimizin tek dusuncesi
    her yurtseverin dusunce ve fikirlerini ozgurce yazmalidir.Dernek,kisiler vs elestirilir,bunlar uluslararasi basin,medya goruyoruz dunyanin cok ulkeleri ozgurce yazilarini dille getirmekle yaz

    makta altilarina imza atmislardir,Turkiyede bu acidan imza atmissa bille ozgurce ifade yasaklan
    mistir.Soyle dille getirmek istiyorum,biz kurtler olarak basta birbirimizi sevmiyoruz,yillardir dunyada tek kalan ulkesiz Kurtler olmustur.Yillar once dernegi kurdugumuzda ilk yerde ve St clairde yer bulunmazdi,bundanda sucu uzerimize almak gerekir,halkimiz dernegi yavas yavas terk etmislerdir,cunku birbirimize olan saygi ve sevginin yok oldugunu,sadece maddi yonleri daha ustun tutmakla , bazilarida hic kimse sahip cikmadiginda onlara manevi destek verirken yanliz
    kalmislardir,bunlara ellimizi uzatirken onlari kacirmisiz, yani yukarida Ibrahimoglu kisinin yazdigi
    yazida acikca bu sahisi hepmiz taniyoruz,kime zarari vardir,durust ter temiz yurekli bir yurtsever
    olduguna inaniyorum,ama belirttigi gibi,kimse bu insana manevi dostlugu ve destegi vermedikleri gibi yanlizliga itilmistir,hakkinda dislayici sozler soylenildi,sevmemiz gerekirken sahip cikmadik,

    bildigim kadariyla hastadir,inaniyorumki icinde asla bir art niyetti olmadigini,ama bizler ellestiri
    yaparken hep kisileri dusman goruyoruz,bunlarin hepsi yanlis oldugunu,kabullenmek gerekir,hepmiz sucluyuz .Bu insanin yorumu yazmasinda inanmiyorumki kendi istegiyle degil
    yazsa bille dusuncelerini yazmak suc olmamalidir.iste idareci arkdaslara burdan sesleniyorum bir kurt olarak,gelin insanlarimizi dislamiyalium,yanliza terk etmiyelim,onlari kotu gozlerle bakmiya
    lim.Yillarca once birligimizi ve guclu oldugumuzu burda onu bir an dusunelim,ayrica Suleyman guven bildigim Dernege buyuk yarari olmus,calismis ,ogunlerde simdi ise gecen yilda bazi pro
    vaksiyoncularin galyana geldigimizi untmiyalim,o sahisin oraya gitmeyin sozlerin soylemedigine
    inaniyorum,neden olsun?Birbirimizle dost olalim saygi ve sevgiyi ortmini buyutelim,bakin baris diyoruz ama biz kendi aramizda barisi saglamiyoruz.niye bazilarinin cikarina ters geldiginde
    baskalarini harcamak mecburiyetnde kaliyor,bu yanlistir,esas bu kisileri disliyalim,sadece maddi
    dusunmiyelim.Ulkemizin gelecgini,ozgurce,bagimsizligini ve kurtulusunu dusenerek Kurt Halkin
    dunya ulkeleri arasinda ozgur yeri olmasi gerkemezmi?Kurtler arasinda yuzlerce siyaset ve gurup
    var olmustur,hatta pKK bille kac yil once kendi ararlarinda bolunduler,basta osman Ocalani aklimiza getirelim hemde Baskanin kardesi oldugu halde.Iste bizleri bolun,parcalin,yonetin sekliyle
    biz daha cok yol alacagimizi dusunuyoruz.Heval,taabiki sizler kosenizde dusuncelerinizi dille
    getirmissiniz bu ozgurce hakkinizdir,burda isbirlici demek dogru degildir,ama digeride kendi du
    suncesini yazdiysa buda onun taabki hakidir,bu konuda birbirimizi incitmiyelim ,dahacok birimizi
    sevelim,sahip olalim,dislayici ve asaglayici olmiyalim,bu mucaadelemize yarar yerine zarar veririr.
    Kurtler olarak toplanalim,herkesi,Suleymanda dahil ,konusalim,dogrulari bulalim,kimseyi incit
    meden medeni ve uygarca fikir ve dusuncelerimizi ortaya koyalim,sahipsiz bir Halk degiliz,sadece
    birbirimize olan guveni sarsiltiyoruz,onu yapanlara uygarca anlatmada zarar olmiyacaktir.Eminimki artik biz birbirimize sarilarak tek bir beden ve vucud yaratalimki dusmanlarri
    mizi catlatalim,yoksa bundan dusman yaralanacaktir.

Yorumunuzu Belirtin

Yorum göndermek için Giriş yapmalısınız.