Tuesday, December 12, 2017 20:44

Ne darbe ne AKP faşizmi!

Cumartesi, Temmuz 23, 2016, 13:19
Bu Yazı Editörden, Kategorilenmemiş Kategorisinde ve 0 Yorum var.

süleyman güven

12 Eylül askeri darbesinin kurbanlarından biri olarak her türlü darbeye karşı olduğumu belirtmek istiyorum. 1981 yılında Şubat ayının bir puslu ve kahpe gününde tutuklandığımda 45 gün gözaltında her türlü işkenceye maruz kalacağımı bilmiyordum. İşkence sırasında birkaç kez ölümle yüz yüze geldim. 15 Temmuz’daki darbe duyurusunu dinlediğimde  askeri cuntanın lanetli liderlerinin açıklamalarını hatırladım. Bir kez daha yüreğim büyük bir kızgınlık ve öfkeyle doldu. Çok genç bir işçi lideri olarak DEV-MADEN-SEN’in üyelerine şu sözü vermiştim: “Buradan cesedim çıkabilir ama size asla ihanet etmeyeceğim.” 24 DİSK üyesi emekçi sözüme nasıl bağlı kaldığımı gördüler. Gözaltına alınan herkes belirli ölçüde çözülmüştü. Montreal’da yaşayan Ayhan Yücel Gül 12 Eylül’ün kurbanlarında biri olarak direnişe ve ihanete tanıklık etti.

 

15 Temmuz’da darbe mi oldunuz dediniz? Çok iyi kurgulanmış bir senaryo olduğunu düşünüyorum. Muhalefet partileri (MHP’i saymıyorum çünkü Bahçeli koltuk uğruna Erdoğan’ın koltuk değnekliğini yapıyor) demokrasiye sahip çıkma altında maalesef trajikomik bir  hadiseye alet oldular. Darbecilerin her zaman çok büyük siyasi hedefleri vardır. 12 Eylül darbesi olduğunda İstanbul’da dayımın evindeydim. Sabahın erken saatlerinde nenem “oğlum kalk darbe olmuş” dedi. Pencereden baktığımda sokakta askerleri gördüm. Televizyonda boy gösteren beşli çete elemanları marşlar eşliğinde ülke yömetimine el koyduklarını açıklıyordu. Parlamento, bütün kurumlar ve partiler lağvedilmişti. 15 Temnmuz’da iki köprü ve bazı havaalanları geçici bir süre için işgal edildi.  Kurgulanan senaryo müthişti. Erdoğan ve MIT Cemaatçı subayları bir kaldıraç gibi kullanarak ordudaki ulusalcı, milliyetçi ve Kemalist subayları bu tuzağın içine çektiler.  Washington Times Nisan 2016’da Erdoğan’ın durumunu sağlaştırmak için darbe planlayabileceğini yazdı. Bir imam 15 Temmuz gecesi bütün camilerde salalar okunacağı bilgisini paylaştı. Ordudaki Cemaatçi personele uzun süreden beri diş bileyen Tayyip Erdoğan bütün eleştirilere rağmen sabretti. MIT elemanları Cemaatçı subayların içine sızarak (bazıları ajan olarak kullanılmış olabilir) onları kıskaca aldılar. Erdoğan kendisine karşı darbe yapabilecek bütün muhalif subayları bir çırpıda temizlemek istedi ve bunu başardı. MIT saat dörtte Genelkurmay’a bildirdiyse neden gereken önlemler alınmadı? Genelkurmay Başkanı ve diğer komutanların rehin alınmaları ayrı bir komedi. Kara kuvvetleri komutanı nerde diye merak ederken bir bakıyorsunuz bütün komutanlar cenazede biraraya geliyorlar. Erdoğan’a, başbakana, havuz medyasına ve kaçak saraya dokunmayan darbeciler meclisi ve bazı noktaları neden bombalasınlar? Saray Gladyosu’nun bu hadiselerde büyük rol aldığına inanıyorum.

 

Parlamentoya, yargıya ve kendi başbakanına sivil darbe yapanlar orduyu vesayetleri altına almak için bu senaryoyu hayata geçirdiler. Ortalığa saldıkları sivil milisler, cihadçılar ve faşist güçlerle sokağın nasıl teslim alınacağının provasını yaptılar. Askerlere “bu işlere girdiğinizde kafanızı keseriz, linç ederiz” diye gözdağı verdiler.  İstanbul, Ankara, Malatya ve K.Maraş’ta Alevi mahallelerine saldırılar bu provanın bir parçasıydı.  Erdoğan ve başbakanın çağrıları ve camilerden okunan salalar karşılığını bulamadı. AKP’ye oy veren milyonlarca kitlenin Erdoğan’a çok fazla bağlı olmadıkları ortaya çıktı. Polisle birlikte çatışmalara katılan jihadçılar ve Suriye’nin İdbil ilinde Erdoğan’a destek gösterileri yapan teröristler Erdoğan’ın en sadık adamlarıydı.

 

Bir tarafta darbecilerin bildirileri okunurken diğer tarafta Başbakan Binali Yıldırım NTV’den darbeyi “ordudaki bir azınlığın kalkışması” olarak duyurdu. Tayyip Erdoğan Marmaris’ten bir saatlik uçuşla İstanbul’a geliyor ve taraflarına “meydanlara çıkın” çağırsı yapıyordu. Kaldığı otele saldırı yapılması ya da otelin yanında silah bulunması mükemmel senaryoda bir başka ayrıntıydı.

 

Şimdiden 60 bin kişinin işine son verildi. Binlerce kişilik listelerin bir gecede hazırlanması imkansız olduğundan darbe önceden planlandı. Darbecilerin içine sızdırılan istihbaratın adamları vasıtasiyle darbecilere 15 Temmuz’da tutuklanacakları söylendi. Paniğe kapılan darbecilere karşı Erdoğan kendi darbesini yaparak ülkedeki bütün ipleri eline aldı. Muhalefet tamamen sindirilerek ülkede 3 aylığına olağanüstü hal ilan edildi. Basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasiden bahsedilemez. “Demokrasiye sahip çıkıldı” ve “demokrasi bayramı” söylemleri altında kutlama yapanlar AKP’nin yukarıdan adım adım ördüğü faşizmi ve Erdoğan’ın karşı devrim darbesini kutladılar.

 

Ne darbe, ne AKP faşizmi!

 

 

Yorumlara ve Pinglere kapalıdır.

Yorumlara kapalı.