Tuesday, December 12, 2017 20:43

Zilan

Çarşamba, Mart 2, 2016, 19:43
Bu Yazı Günay ASLAN Kategorisinde ve 0 Yorum var.

günay

1930 yılı Temmuz ayının ilk haftasında Türk ordusu Van ili Erçiş ilçesi sınırları içindeki Zilan Deresi’ne yönelik bir harekat başlattı. İlk olarak bölge bir uçtan diğerine çembere alındı. Zilan Deresi‘nin iki yakasındaki bütün köy ve meralar adım adım kuşatıldı ve kimseye kaçma imkanı bırakılmadı.

 Ardından 16 Temmuz günü düğmeye basıldı.

 9. Kolordu Komutanı Salih Paşa’nın (Omurtak) emriyle Ağrı isyanına destek verdiği gerekçesiyle Zilan köylerine ‘tedip ve tenkil‘ uygulanmaya başlandı.

 Köyler yakıldı. Yaylalar, dağlar, meralar bombalandı. Köylüler genç yaşlı, kadın çocuk demeden bazen tek tek, bazen topluca kurşunlandı.

 Asker kısa sürede Zilan‘da 15 bin cana kıydı. 200’e yakın köyü yakıp yıktı ve on binlerce insanı esir aldı.

 Esir aldıklarını kafileler halinde sürgüne yolladı. Sürgüne yolladıklarının malları ve mülklerini de ellerinden aldı.

 (1930 yılında el konulan mal ve mülklerle ilgili dava 4 yıla yakın bir süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde görülüyor!)

 1930 yılı yaz aylarında Zilan vadilerinde insanların bıçaktan keskin acıları ve kulakları sağır eden çığlıkları birbirine karıştı.

 Haykırışlar, beddualar, çaresizliğe ve kimsesizliğe isyanlar günler geceler boyu yankılandı durdu ancak, bunları duyan, bu insanlara sahip çıkan ve merhamet eden  olmadı.

 Olmadı zira, karşıda devlet vardı. Devlet ise adaletten ve merhamet uzak, Kürd’e düşmandı.

 Ordunun Zilan’da katliam yaptığı günlerde dönemin başbakanı İsmet İnönü,‘aldatılmış ve yolunu şaşırmış dağ Türklerine (!)‘ yapılan katliama destek verdi.

 İnönü, ‘bu ülkede Türklerden başka kimsenin hak talep etme hakkı yoktur‘ dedi.

 Ferman böyledi; Zilan’ın ezilmesi ve Kürtlerin katliama uğraması için bu kadarı yeter (!) sebepti…

 Zilan’da katliamdan geçirilen 200’e yakın köyden biri de Şor köyüydü. Aladağlar’ın uzantısı Kosetep yaylasındaki köyü Hemoyi aşiretinin ağası Mirza kurmuştu.

 Mirza ağa, Erçiş’in saygın yurtseverlerinden ve kanaat önderlerinden Kerem’e Eli Beg’in dedesiydi.

 Kerem, Zilan’da katliam başlamadan birkaç ay önce gözaltına alınmış ve ‘isyan hazırlığı yaptığı‘ gerekçesiyle yargılanmak üzere Van’a götürülürken yolda; Hayderbeg Köprüsü‘nde amcası ve kardeşiyle birlikte kurşuna dizilmişti.

 (Kerem’e Ali Bey üzerine yakılmış çok sayıda ağıt vardır. Bunlardan biri de sanatçı Heme Heci’nin seslendirdiği Zilan-Kerem’e Eli‘ ağıdıdır.)

 Şor köyü yakılmış, bazı köylüler kurşunlanmış, kalanlar esir alınmıştı. Esir alınanlar Xatun (Hara) ovasındaki toplama kampına götürülmüştü.

 Toplama kampında isyancılara yardım ettikleri suçlamasıyla bazı köylüler sorgusuz -sualsiz öldürülmüş, geride kalanlar uzak diyarlara sürgün edilmişti.

 (Bugün Erçiş’te yaşayan binlerce insanın Balıkkesir, Burdur, Çanakkale, Manisa, Antalya, Aydın vd.illerde doğmuş olmasının nedeni aile büyüklerinin Zilan Katliamı sonrasında sürgün edilmesidir.)

 Öte yandan sürgüne gönderilenlerden bazılar zamanla kaçmayı başardı ve dağlara sığındı.

 Kaçmayı başaran Zilanlı köylülerden biri de Şor köylü Yunus’tu. Yunus, Kerem’e Eli Beg’in amcası oğlu Rüstem‘in oğluydu.

 Katliamda aile ağır bir bedel ödemiş, erkeklerinin neredeyse tamamını kaybetmişti.

 Yunus zorlu geçen birkaç yılın ardından ailenin hayatta kalan bireylerini Ağrı’nın bir dağ köyünde toplamayı başardı.  Aile orada 20 yıl gözlerden uzak sürgün hayatı yaşadı.

 Yunus orada öldü ama devletin elinden kurtardıklarıyla soyunu sürdürdü…

 1930 yılında yaşanan Zilan Katliamı’ndan tam 60 yıl sonra Erçiş’in saygın yurtseverlerinden ve kanaat önderlerinden olan Kerem’e Eli Beg’in amcası oğlu Yunus‘un torunu Zürbe‘nin oğlu Musa PKK’ye katıldı.

 Musa Zilan’dan gerillaya katılan ilk gençlerden biriydi. PKK’de Ciwan kod adını aldı ve Zilanlı Ciwan olarak ünlendi.

 Ciwan kod adlı Musa, hayata Zilan Katliamı’nın ağıtlarından oluşan ninnilerle başlamış, attığı her adımda Zilan’ın bir başka acısıyla karşılamış, katliamla ilgili öyküleri dinlediği her defasında canı biraz daha yanmış, küçük yaştan itibaren devlete karşı öfkeyle ve intikam hırsıyla dolup taşmıştı.

 Sadece Musa değil, aileden çok kişi Zilan’ın acısı ve öfkesiyle yönünü dağlara çevirmiş; 1990’lı yıllarda gruplar halinde PKK‘ye katılmıştı.

 Katılanların bazıları ki aralarında Musa da var; hayatlarını zamanla dağda kaybettiler.

 Bu gün de aile fertlerinin kimileri dağda, kimileri zindanda, kimileri sürgünde yaşıyor.

 Ailenin bir üyesi de  TBMM’de görev yapıyor!

 Ailenin yeni kuşak gençlerinden Tuğba Hezer 6 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde Van’dan HDP milletvekili seçildi.

 Meclis‘in en genç üyesi olan Hezer, seçimlerden önce Van’da öğretmenlik yapıyordu. Seçim sürecinde kendisine yapılan adaylık teklifini kabul etti ve siyasete girdi.

 Gençti, deneyimsizdi ancak, bu onun sorumluluk üstlenmesine engel değildi.

 Hayatını bir çatışmada kaybeden PKK gerillası Zilanlı Ciwan’ın en küçük kardeşi olan Tuğba’nın bir ablası da 20 yılı aşkın süredir dağda bulunuyor.

 Dediğim gibi aile 1930’dan bu yana dağda, zindanda ve sürgünde yaşıyor.

 Yani Tuğba Hezer, ailesinin de mağdurları arasında olduğu 15 bin masum insanın acımasızca katledildiği Zilan’dan geliyor.

 Dolayısıyla o, Cumhuriyet dönemi Kürt meselesinin merkezinde duruyor ve bize oradan sesleniyor.

 Ona bulunduğu yerden bakmak; yargılamadan, suçlamadan, bağırıp çağırmadan anlamaya çalışmak gerekiyor.

 Çoğu insan onun yaptığının yanlış olduğunu düşünüyor ve  haklı olabilirler ancak unutmamak gerekir ki çoğu insan da açıktan söylemese de Hezer‘in yaptığını onay veriyor.

 En azından devletin canını yaktığı; ailesinden birinin ya da birilerinin canını aldığı Kürtler Hezer‘e hak veriyor.

 Kabul edebilir ya da etmeyebiliriz ama durum bu ve sorun tam da burada başlıyor.

 Zira, bin yıldır bu topraklarda birlikte yaşayan ve 100 yıl öncesine kadar da tasada ve kıvançta ortak olan halklarımız arasındaki mesafe açılmış, uygulanan politikalar sonucu ortak değerler  aşınmış, halklar karşı karşıya getirilmiş bulunuyor.

 Bu gerçeği görmeden Hezer’i linç etmeye çalışmak; kin, öfke ve nefreti attırmak sorunu çözmek yerine derinleştirecektir.

 Gelinen aşamada Kürtleri devlet zoruyla bir kez daha ezmek; yeni ‘tedip ve tenkil‘ harekatları düzenlemek ise sonuç vermeyecektir.

 Zilan’dan bu yana 86 yıldır yaşanan süreç gözler önündedir…

 Bakmasını ve ders almasını bilenler için elbette…

 27.02.16    gunayaslan@hotmail.de

Yorumlara ve Pinglere kapalıdır.

Yorumlara kapalı.