<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Yeni Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yenihayatnews.com/news</link>
	<description>Azınlıkların sesi...</description>
	<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 19:30:27 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>HABER ÖTESİ: Koşanerdoğan!</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4373</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4373#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 19:30:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[HABER/YORUM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4373</guid>
		<description><![CDATA[
Yeni_Özgür_Politika Amed, Türk Başbakan Erdoğan&#8217;ın Kutbettin Arzu&#8217;muzu tahrik ettiği 27 Kasım 2009&#8242;da çatkapı ağırlamak zorunda kalmıştı. Mitingi izledikten sonra şunları yazmıştım: &#8220;Türk Başbakan nihayet bütün güçleriyle Amed&#8217;de bir miting yaptı ve gitti.
» HABER ÖTESİ: Havan toplu Başbakan!
Şunu hemen belirtelim ki; Amed, mitingte yoktu. Mitinge, tercihini yapmış Diyarbakır&#8217;daki misafirler, 8 AKP&#8217;linin ve bilumum Türk patentli cemaat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/erdogna.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4374" title="erdogna" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/erdogna-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><br />
Yeni_Özgür_Politika Amed, Türk Başbakan Erdoğan&#8217;ın Kutbettin Arzu&#8217;muzu tahrik ettiği 27 Kasım 2009&#8242;da çatkapı ağırlamak zorunda kalmıştı. Mitingi izledikten sonra şunları yazmıştım: &#8220;Türk Başbakan nihayet bütün güçleriyle Amed&#8217;de bir miting yaptı ve gitti.</strong></p>
<p><strong>» HABER ÖTESİ: Havan toplu Başbakan!<br />
Şunu hemen belirtelim ki; Amed, mitingte yoktu. Mitinge, tercihini yapmış Diyarbakır&#8217;daki misafirler, 8 AKP&#8217;linin ve bilumum Türk patentli cemaat devşirmeleri vardı. Bir devletin Başbakan&#8217;ı işgal ettiği bir coğrafyaya her halükarda gider ama rahat gitmez; tereddütlüdür, yüksek güvenliklidir, dolaylı mesajlarla yüklüdür, omurgasına monte edilmiş işbirlikçi iliğe rağmen titrek dizlidir. Eğer bu Başbakan, Türk-İslam tornasından çıkmış, Türk devlet geleneğinin çıkınındaki ikinci yedek ‘İslamcılığın&#8217; sosuna da bulanmış bir konjonktürel figüran ise elinde düşürmediği ve bir tarafında münafıklık diğer tarafından hilekarlık akan kılıcının parlaklığının farkında oluruz. Amed&#8217;in gözü kamaşmaz&#8230;&#8221;</strong></p>
<p><strong>Nihayetinde Amed&#8217;in gözü kamaşmamıştı ve ‘Kutbettin Ankara&#8217;da kalsın&#8217; demişti. Başbakan Erdoğan, dün yine Amed&#8217;deydi ama bu kez amacı farklı.</strong></p>
<p><strong>Son Kürt savaşını yürütecek olan 9&#8242;uncu Türk Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, seleflerinin kötü bir kopyası ancak, Türk Başbakan&#8217;ın Kürt meselesindeki manevra alanını belirleyen temel aktör. Koşaner, görevi alır almaz tekçi Türk devlet sisteminin bir süre daha direneceğini ortaya koydu. Erdoğan da Türk Genelkurmayı&#8217;nın ulus devlet ve üniter yapı hassasiyetinin militer muhafızlığını, muhafazkar-demokrat bir dille savunur.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, Türk ordu ve devlet zihniyetinin resitalini çekerken Başbakan hayran hayran dinler.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, aslında devlete de komuta ettiğinin özgüveniyle evrensel kavramların tanımını ve çerçevelerini de kendisinin belirleyebileceği hayal dünyasından seslenir, Erdoğan daha kıvrak bir atakla çarpıtmayı yeğler.</strong></p>
<p><strong>Koşanar&#8217;e göre, Kürtler (O Kürtler demiyor, dememek için uzun cümleler ve kirli bir dil kulanıyor) demokrasi ve hukuk devletinin sağladığı hak ve özgürlüklerin arkasına gizlenerek, bireysel seviyede kalması gereken talepleri siyasal alana taşımaya çalışmakta ve her geçen gün adeta devletle pazarlık yaparcasına, bu talepleri bir adım daha ileriye götürmekte. Erdoğan, adını anar ancak başlarını okşayarak uslu olanlara şeker verip gerisini kamçılamanın haklılığını sorgulatmaz. Kürtlerle görüşmeyi kirlenme olarak görür, onun için ya şapka değiştirerek kendisi yapar ya da operasyonel bir iş olarak ‘memurlar&#8217;a bırakır.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, Kürtlerin hedefinin, ulus devlet ve üniter yapıyı ortadan kaldırmak olduğunu açıkça gördüğünü belirtir. Erdoğan, &#8220;Ama paşam&#8221; diye araya girerek, diplomatik kabiliyetlerinin Kürtleri yalnızlaştırdığını eklemeyi ihmal etmez.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, Türk ulusu tanımına katı bir çerçeve çizer ve ‘Kürt halkı&#8217;nın kabulüne niye karşı olduklarını &#8220;Bir ulusu ulus yapan değerler, tüm vatandaşların paylaşacağı ortak değerler olan; dil, kültür ve ülkü birliğidir. Bu değerler ulusun bir arada tutulmasını ve bir arada yaşamasını sağlayan ortak değerlerdir&#8221; şeklinde izah eder. Başbakan, buna itiraz etmez ancak ona muhafazakar şırınga ile manevi katma değer kattığını sanır. Dolayısıyla ‘Tek Millet&#8217;in içine aldığı Kürtlerin, o tek milletin adı olan ‘Türk&#8217;e itirazına ümmetçi bir blokaj kurar.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, Kürt halkının kendisini Türkiye Cumhuriyeti içinde yönetmesinin bir formülasyonu olan ‘Demokratik Özerklik&#8217;e olan öfkesini gizlemez. &#8220;Türk Silahlı Kuvvetleri, ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir&#8221; diyerek, namlusunu gösterir. Erdoğan, öfkesini ikiye katlar; belagatine ‘gen&#8217; ve ‘ecdad&#8217; referanslarıyla asalet eklediğini düşenecek kadar kendinden geçer. Kendini tutamaz; Alparslan, Fatih, Yavuz olur. Mezopotamya&#8217;yı yeniden fethedecek Neo Osmanlı&#8217;nın ‘Akıncı&#8217; lideri olur.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, &#8220;Bireysel hak ve özgürlüklerde yapılan her iyileştirme, örgüt sayesinde kazanılmış bir hak olarak algılanmıştır&#8221; diye çıkışınca Erdoğan ve cümle avanesi, bize &#8220;algı yanlış&#8221;ı ıspat derdine düşer. Halbuki yaratılanı sevmiştir yaradandan ötürü, dolayısıyla lütfettikleri örgüt olmazsa da bakiydi.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, Federe Kürdistan Yönetimi, Irak, ABD ve AB&#8217;den yeterli desteği görmediklerinden yakınır. Erdoğan, &#8220;dahası da var&#8221; diyerek, kendisini yaşatan prizin ABD ve AB&#8217;de olduğunu unutmadan &#8220;dürüst olun ey Batı dürüst&#8221; diye çıkışır.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, &#8220;Yurt içinde, ikinci bir idari yapılanma tesis etme girişimlerine karşı etkili yasal önlemlerin süratle alınması&#8221; direktifini kulağına fısıldamakla kalmaz. Erdoğan, ‘evet&#8217;ini referandumla pekiştirmeyi sağlar.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, &#8220;Irak merkezi hükümeti ve bölgesel yönetimin Irak kuzeyinde yuvalanmış terör örgütüne karşı etkin tedbirler almasının bir an önce sağlanması&#8221; ister. Erdoğan, bu isteminin sahadaki unsurudur.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, AB devletlerinden kendi hukuklarını çiğnemeleri ve Kürt diasporasını kriminalize ederek, kurumsal yapılanmalarının tasfiyesini ister. Erdoğan, bununla yetinmediklerini diasporayı içerden de darmadağan edeceklerini taahhüt eder.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, önümüzdeki dönemde kapsamlı sınırötesi hava destekli kara savaşını haber verir. Erdoğan, &#8220;yeni tezkereyi cebinde bil&#8221; teminatı verir. Koşaner, demokrasi ve hukuk devletinin sağladığı bireysel haklar ve özgürlüklerin; ulus devlet anlayışlarını, üniter yapılarını, güvenliklerini tehdit edecek şekilde kullanılmasına &#8220;müsamaha gösterilemez&#8221;i bağırır. Erdoğan vokal yapar.</strong></p>
<p><strong>Koşaner, ‘Türklük&#8217;, ‘Türk devleti&#8217;, ‘Türk ordusu&#8217; ve ‘Atatürk&#8217; kutsal dörtlüsünün oluşturduğu Tanrı&#8217;ya itaatın zorunluluğunu,1923 zihniyetinin aşınmasının öyle göstermelik rötuşlarla olamayacağını gözümüze sokar. Erdoğan, şerh koyar ama huşuyla bakar, sonra genizden gelen bir ses tonuyla gözbebeği orduya dönerek, &#8220;Şehidimin bir damla kanını 550 milletvekiline değiştirmem&#8221; der ve 4 defa ‘tek&#8217;leyerek kolektif biat makamının keyfini çıkarır.</strong></p>
<p><strong>Muhafazakar-demokrat ve büyük reformcu, zevcesigillere kapalı kamu alanının tamamını kapalı tutmaya yemin eder; insanlığımızı alıp Kürtlüğümüzü mahkum edenlere ilham olur; bireylerden oluşan bir yığın olduğumuza inanmamızı ister; Ağrı&#8217;da büyük dağa göz kırpar, Amed&#8217;de zindanı öznesiz anlatır. Öyle bir anlatır ki zindan yaşanırken Finlandiya&#8217;da; şimdi de konuk Başbakan olduğunu sanırsınız.</strong></p>
<p><strong>Erdoğan şahsındaki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, iki elimizi, ağzımızı bağlayıp beynimizi zedeleyen Türk-İslam süngerine sarılı Türk çekicini görmediğimizi sanarak kirli bir masanın üstüne koyduğu birlik kontratına &#8220;Evet&#8221; dememizi istiyor. Hükümet taliplileri de &#8220;Hayır&#8217; dersen kurtarırız&#8221; diye etrafımızda turluyor. Sizi ve kendimizi tanıyoruz.</strong></p>
<p><strong>http://tuncelfikret.blogspot.com/<br />
http://twitter.com/TuncelfikreT</strong></p>
<p><strong>TUNCEL FİKRET</strong></p>
<p><strong> Kaynak: YENİ ÖZGÜR POLİTİKA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4373</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;İsrail&#8217;e karşı saldırılarımızı tırmandıracağız&#8217;</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4369</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4369#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 21:48:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DIŞ HABERLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4369</guid>
		<description><![CDATA[Hamas, İsrail&#8217;e karşı düzenlenecek saldırılar için en üst düzeyde hazırlığa girildiğini söylüyor
2008 yılından bu yana İsrail ile Filistinli liderler arasındaki ilk doğrudan görüşmelerin başlamasından sonra gelen açıklamada, Hamas grubunun sözcüsü, &#8220;daha etkin saldırılar&#8221; düzenleyebilmek için 13 grubun güç birliğine gittiklerini söyledi.
İsrail&#8217;de de sağcı gruplar, Washington&#8217;da başlayan görüşmeleri yerdi.
ABD&#8217;nin Orta Doğu temsilcisi daha önce yaptığı açıklamada, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/hamas.jpg"><strong><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4367" title="hamas" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/hamas-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></strong></a><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/hamas1.jpg"></a><strong>Hamas, İsrail&#8217;e karşı düzenlenecek saldırılar için en üst düzeyde hazırlığa girildiğini söylüyor<br />
2008 yılından bu yana İsrail ile Filistinli liderler arasındaki ilk doğrudan görüşmelerin başlamasından sonra gelen açıklamada, Hamas grubunun sözcüsü, &#8220;daha etkin saldırılar&#8221; düzenleyebilmek için 13 grubun güç birliğine gittiklerini söyledi.</strong></p>
<p><strong>İsrail&#8217;de de sağcı gruplar, Washington&#8217;da başlayan görüşmeleri yerdi.</strong></p>
<p><strong>ABD&#8217;nin Orta Doğu temsilcisi daha önce yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Filistin lideri Mahmud Abbas arasındaki görüşmeleri &#8220;yapıcı&#8221; olarak tanımlamıştı.</strong></p>
<p><strong>Amerikan Dışişleri Bakanlığı&#8217;nda gerçekleşen toplantılar, yirmi aydır yapılan ilk görüşme ve çözüme ulaşmaları için, taraflara bir yıl süre tanıyan ABD Başkanı Barack Obama&#8217;nın girişimiyle düzenlendi.</strong></p>
<p><strong>İsrailli ve Filistinli heyetler, iki hafta sonra Orta Doğu&#8217;da yeniden biraraya gelmeyi kararlaştırdı.</strong></p>
<p><strong>Bütün seçenekler masada</strong></p>
<p><strong>Hamas&#8217;ın askeri kanadının bir sözcüsü, Ebu Ubeyda, aralarında İslami Cihad ve Halkçı Direniş Komiteleri gibi grupların da olduğu 13 silahlı Filistin grubunun Perşembe günü Gazze Kenti&#8217;nde bir araya geldiğini söyledi.</strong></p>
<p><strong>Reuters ajansının duyurduğuna göre, Hamas sözcüsü, &#8220;Düşmana (İsrail) karşı daha etkin saldırılar düzenleme hazırlığı kapsamında, direniş eylemlerinde sahada, daha yeni ve gelişkin bir işbirliği oluşturmak için, en üst düzeyde hazırlığa girildiğini ilan ederiz.&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>Hamas sözcüsü, bu saldırıların intihar saldırılarını da içerip içermeyeceği sorulduğunda &#8220;Bütün seçeneklerin gözden geçirileceği&#8221; yanıtını verdi.</strong></p>
<p><strong>Hafta başında, Hamas&#8217;ın silahlı kanadı, Batı Şeria&#8217;da, dört İsrailli yerleşimcinin ölümüne ve ikisinin yaralanmasına yol açan iki saldırıda sorumluluğu üstlenmişti.</strong></p>
<p><strong>Filistin y</strong><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/hamas1.jpg"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-4368" title="hamas1" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/hamas1.jpg" alt="" width="226" height="170" /></strong></a><strong>önetiminin başında olan Mahmud Abbas&#8217;ın liderliğindeki El Fetih grubuna rakip olan Hamas, Gazze Şeridi&#8217;nde yapılan seçimler ardından bölgede denetimi elinde tutuyor.</strong></p>
<p><strong>Kudüs&#8217;teki BBC muhabiri Wyre Davies, İsrail&#8217;deki aşırı sağcı eylemcilerin de, Washington görüşmelerine öfkeyle tepki verdiklerini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Bazı eylemciler Başbakan Netanyahu&#8217;yu, Filistinlilerden &#8220;barış ortağım&#8221; diye söz ettiği için yerdi.</strong></p>
<p><strong>Davies, Netanyahu&#8217;nun koalisyon hükümeti içinden bazı üyelerin bile, İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan Yahudi yerleşim merkezleri konusunda ödün veremeyeceğinden, görüşmelerin hiç bir sonuca ulaşamayacağını söylediklerini aktarıyor.</strong></p>
<p><strong>Yapıcı hava<br />
Netanyahu ve Abbas &#8216;önlerindeki görevin güç olduğunu&#8217; kabul ediyor</strong></p>
<p><strong>Perşembe günü Washington&#8217;daki görüşmelere ev sahipliği yapan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Mahmud Abbas ve Binyamin Netanyahu&#8217;ya, &#8220;bu çatışmayı sona erdirecek fırsata&#8221; sahip olduklarını söylemişti.</strong></p>
<p><strong>Clinton, ABD&#8217;nin bu görüşmelere tam desteğini verdiğini ve görüşmeler boyunca aktif biçimde katkıda bulunacağını söylemekle birlikte, Washington&#8217;un, zorla bir çözüm yolu dayatamayacağını da belirtmişti.</strong></p>
<p><strong>Dışişleri Bakanı Clinton, &#8220;Bu görüşmelerin merkezinde olan sorunlar - toprak, güvenlik, Kudüs, mülteciler, yerleşimler ve diğerleri - biraz daha beklersek ne daha iyiye gidecek, ne de kendiliğinden çözüme kavuşacak&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>Clinton&#8217;dan sonra söz alan İsrail Başbakanı Netanyahu ve Filistin lideri Abbas, &#8220;önlerindeki görevin güç olduğunu&#8221; kabul ettiler.</strong></p>
<p><strong>Netanyahu, &#8220;Bu kolay olmayacak. Gerçek, kalıcı bir barış ancak her iki tarafın karşılıklı ve acı verici ödünleri ile başarılabilecektir.&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>Abbas ise, &#8220;Bu görüşmelerde aşmamız gereken engellerin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Görüşmelerin bir yıl içinde anlaşmayla sonuçlanması ve barış getirmesi lazım.&#8221; diye konuştu.</strong></p>
<p><strong>Her iki lider, görüşmelerin merkezindeki iki önemli konuya da değindi. Bunlar, İsrailliler için güvenlik ve Filistin topraklarında Yahudi yerleşim merkezleri kurulması.</strong></p>
<p><strong>Abbas, &#8220;İsrail hükümetinin bütün yerleşim faaliyetlerini sona erdirme sözünü tutması ve Gazze Şeridi üzerindeki ambargoyu tümden kaldırması için çağrıda bulunuyoruz&#8221; dedi.</strong></p>
<p><strong>Netanhayu ise, &#8220;Gerçek bir barış, İsrail&#8217;in güvenlik gereksinimlerini göz önünde bulundurmak zorundadır&#8221; dedi. Netanyahu, Filistinlilerin İsrail&#8217;i bir Yahudi devleti olarak kabul etmeleri gerektiğini de yineledi.</strong></p>
<p><strong>ABD&#8217;nin Orta Doğu Temsilcisi George Mitchell, liderlerin görüşmelerinden sonra yaptığı açıklamada, 14-15 Eylül tarihlerinde Orta Doğu&#8217;da liderlerin tekrar biraraya gelmeyi kararlaştırdıklarını söyledi. Mitchell, iki lider arasındaki ilişkileri &#8220;samimi&#8221; diye nitelerken, yapıcı ve olumlu bir havanın estiğini belirtti.</strong></p>
<p><strong>Kaynak: BBC</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4369</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Türkan Şoray&#8217;dan itiraf</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4362</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4362#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 21:37:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜLTÜR/SANAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4362</guid>
		<description><![CDATA[
Şoray: &#8220;Onunla hiç film çevirmedim, eğer onunla bir film çevirme imkanım olsaydı eminim ona aşık olurdum&#8221;
Muğla&#8217;nın Datça ilçesinde bu yıl beşincisi düzenlenen &#8220;Uluslararası Datça Sinema ve Kültür Festivali&#8221;, Türk sinemasının ünlü ismi Türkan Şoray&#8217;ın onur konuğu olarak katıldığı gala ile başladı. Datça&#8217;da 191 yıllık tarihi Mehmet Ali Ağa Konağı&#8217;nda gerçekleştirilen galaya katılan ünlü sanatçı, Yılmaz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/turkansoray.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4363" title="turkansoray" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/turkansoray-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><br />
Şoray: &#8220;Onunla hiç film çevirmedim, eğer onunla bir film çevirme imkanım olsaydı eminim ona aşık olurdum&#8221;<br />
Muğla&#8217;nın Datça ilçesinde bu yıl beşincisi düzenlenen &#8220;Uluslararası Datça Sinema ve Kültür Festivali&#8221;, Türk sinemasının ünlü ismi Türkan Şoray&#8217;ın onur konuğu olarak katıldığı gala ile başladı. Datça&#8217;da 191 yıllık tarihi Mehmet Ali Ağa Konağı&#8217;nda gerçekleştirilen galaya katılan ünlü sanatçı, Yılmaz Güney ile hiç film çevirmediğini belirterek, &#8220;Bu benim için çok acıdır. Eğer onunla bir film çevirme imkanım olsaydı eminim ona aşık olurdum&#8221; dedi.Kadir TAMER-Mehmet AKDEMİR/DATÇA(AHT)</p>
<p>Datça&#8217;da 9 Eylül&#8217;e kadar devam edecek Uluslararası Datça Sinema ve Kültür Festivali 191 yıllık tarihi konakta yapılan gala ile başladı. Datça&#8217;daki etkinlikler çerçevesinde Gala&#8217;ya onur konuğu olarak katılan Türk sinemasının unutulmaz ismi Türkan Şoray, Yılmaz Güney ile hiç film çeviremediğini ve bunun kendisi için büyük acı olduğunu söyledi. Konak önünde Datça Belediye Belediye Başkanı Şener Tokcan tarafından karşılanan Türkan Şoray, Datça&#8217;da aldığı elbisesi ile katıldığı galaya damgasını vurdu. Galaya katılanlar ile tek tek sohbet eden Şoray, Yılmaz Güney hayranı olduğunu belirterek şunları söyledi: &#8220;Sinema benim hayatımın bir parçası. Bu tür etkinlikler gerçekten beni mutlu ediyor. Bugün de böyle bir etkinlikte bir aradayız. Program çerçevesinde Yılmaz Güney&#8217;in &#8216;Sürü&#8217; isimli filmi bulunuyor. Yılmaz Güney, bana göre sinemanın mucidi idi. Onunla ilgili başka ne söylenebilir ki? Yılmaz Güney ile hiç film çeviremedim. Bu benim için çok acıdır. Eğer onunla en azından bir film çevirmiş olsaydım ona aşık olurdum.&#8221;</p>
<p>DATÇA SANATLA İÇ İÇE OLACAK</p>
<p>Galada bir konuşma yapan Datça Belediye Başkanı Şener Tokcan, bu tür etkinliklere devam edeceklerini ifade ederek, &#8220;Datça sanat ile her zaman iç içe olacak. Elimizden geldiği kadar bu tür etkinlikleri yapmaya devam edeceğiz. Desteği olan herkese teşekkür ederim&#8221; dedi. 191 yıllık tarihi yapının avlusunda gerçekleşen galaya Aytaç Arman, Eşref Kolçak, film yönetmeni Fatih Yakın ile çok sayıda davetli katıldı. Gala konuşmalar ve ödül töreni ile devam etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4362</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Danimarka diyet ödüyor</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4359</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4359#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 04:08:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DIŞ HABERLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4359</guid>
		<description><![CDATA[Türk devletinin eski Danimarka ile sürdürdüğü pazarlık sonuçlarını vermeye başladı. Roj TV hakkında dava açıldı, yönetim ofisi basıldı. Roj TV&#8217;ye göre Danimarka, NATO Genel Sekreterliği dahil; aldıklarının bedelini ödüyor.
Türkiye&#8217;nin uzun bir süreden beri Danimarka üzerinde kurduğu baskı, önceki gün Kraliyet Başsavcısı Joergen Steen Soerensen&#8217;in Roj TV hakkında dava açmasıyla sonuçlandı. Savcılık&#8217;ın kararının ardından Roj TV&#8217;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/02/rojtv_logo.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2917" title="rojtv_logo" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/02/rojtv_logo-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Türk devletinin eski Danimarka ile sürdürdüğü pazarlık sonuçlarını vermeye başladı. Roj TV hakkında dava açıldı, yönetim ofisi basıldı. Roj TV&#8217;ye göre Danimarka, NATO Genel Sekreterliği dahil; aldıklarının bedelini ödüyor.<br />
Türkiye&#8217;nin uzun bir süreden beri Danimarka üzerinde kurduğu baskı, önceki gün Kraliyet Başsavcısı Joergen Steen Soerensen&#8217;in Roj TV hakkında dava açmasıyla sonuçlandı. Savcılık&#8217;ın kararının ardından Roj TV&#8217;nin Kopenhag&#8217;taki bürosuna baskın yapıldı. Kraliyet Başsavcısı Soerensen, dava açma gerekçesini &#8220;Roj TV yayınlarıyla PKK&#8217;nin eylemlerine destek veriyor&#8221; iddiasına dayandırdı. Roj TV&#8217;nin Kopenhag&#8217;taki bürosuna da önceki baskın yapılarak, bilgisayarlara el konuldu. Danimarka Başsavcısı, 6 yıldan beri devam eden soruşturma ile belli bir noktaya ulaştığını, Roj TV&#8217;nin ceza yasasının 114. Maddesi&#8217;ni ihlal ettiğini belirtip kapatılması gerektiğini ileri sürdü. ‘Bir kişi, grup veya organizasyon, hedefi terör eylemleri olan icraatlarından dolayı cezalandırılır&#8217; biçiminde düzenlenen Ceza yasasının 114. Maddesi&#8217;ne göre kapıtlmak istenen Roj TV, büyük bir adaletsizlikle karşı karşıya.</p>
<p>Roj TV yönetimi, dün konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Roj TV&#8217;nin uluslararası her hangi bir basın yayın kuralını ihlal etmediği belirtilerek, tarihte hiçbir televizyon kanalının bu denli baskılara maruz kalmadığına dikkat çekildi. &#8220;Şiddet, baskın, operasyon, teknik mazlemelerine el koyma, mahkeme ve daha birçok yöntem uygulanmıştır. Nerede gerici ve faşist bir yasa varsa televizyonumuza karşı kullanılmıştır&#8221; hatırlatılması yapılan açıklamada, yönelimin tamamen uluslararası bir konsepte dayandırıldığı savunuldu.</p>
<p>Roj TV yönetiminin açıklamasında devamla şu ifadeler yer aldı: &#8220;Önce Almanya televizyonumuzun yayınını yasakladı ve dava açtı. Alman mahkemesi televizyonumuzu suçsuz buldu. ‘Roj TV&#8217;nin PKK ile ilgili haberleri vermesi, PKK&#8217;yi desteklediği anlamına gelmez. Abdullah Öcalan ile ilgili haberlerin vermesi, PKK&#8217;nin ileri gelen yöneticileri ile söyleşi yapılması Roj TV&#8217;nin terör örgütünü desteklediği anlamına gelmez&#8217; diyerek, davayı düşürmüştür. Televizyonumuzun bağımsız ve tarafsız bir kuruluş olduğu için uluslararası güçler tarfaından hedef haline geldiği herkes tarafından bilinmektedir.&#8221;</p>
<p>‘Rant kapısı haline geldi&#8217;</p>
<p>Açıklamada, Türkiye&#8217;nin Danimarka nezdindeki girişimlerinin tam bir rüşvet olduğuna dikkat çekildi ve Danimarka Eski Başkabakanı Anders Fogh Rasmussen&#8217;in NATO Genel Sekreteri olmasında Roj TV&#8217;ye yönelik pazarlıkların etkili olduğu anımsatıldı: &#8220;Demek istediğimiz, televizyonumuz Türkiye&#8217;nin dağıttığı rüşvetle, sağa sol<a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/02/rojtv_logo.jpg"></a>a verdiği ihalelerle kapatılmaya çalışılmıştır. Almanya, Fransa ve Danimarka&#8217;nın televizyonumuza karşı geliştirdiği tutum, bundan bağımsız değildir.&#8221;</p>
<p>Açıklamada, Roj TV&#8217;nin neden Türk devletinin hedefinde olduğu anlatılarak, şunlar kaydedildi: &#8220;Televizyonumuz susturulamaz. Kürt halkının özgür ve bağımsız sesi kesilemez. Adalet ve hakikat mutlaka yerini bulacaktır. Devletlerin sahte güvenliği, faşizm ve diktatörlüklerin keyfi baskısı, bürokrasinin rüşvet ve rantı değil, hak, hukuk, adalet, özgürlük ve hakikat kazanacaktır. Buna inanıyoruz. Kürt dostlarını televizyonumuzla dayanışmaya, Kürt halkını ise kendi sesine sahip çıkmaya çağırıyoruz.&#8221;</p>
<p>Nasıl bir seyir izleyecek?</p>
<p>Dava açılmasıyla birlikte Savcılık, yayın lisansının iptali için Danimarka Radyo ve Televizyon Kurulu&#8217;na da müracaat edecek. Kopenhag Şehir Mahkemesi&#8217;nde görülecek olan davada, ilk duruşmanın tarihi henüz belirlenmedi.</p>
<p>Kaynak:  YENİ ÖZGÜR POLİTİKA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4359</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nabucco, Kürtler, CHP</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4356</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4356#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 03:59:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Günay ASLAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4356</guid>
		<description><![CDATA[Geçen ay oldukça ilginç bir gelişme yaşandı. Azerbeycan ve Orta Asya gaz ve petrolünü Avrupa&#8217;ya taşıyacak olan Nabucco enerji projesine Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi de katıldı.Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nden bir petrol şirketi Irak Kürdistanı&#8217;ndan çıkarılacak doğalgazla petrolün Avrupa&#8217;ya taşınması için bölgede 8 milyar dolarlık yatırıma başladı. Bu şirket aynı zamanda Nabucco&#8217;nun da ortağı.
Nabucco 2014 yılında faaliyete [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/gunayaslanzx62.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4183" title="gunayaslanzx62" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/gunayaslanzx62-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Geçen ay oldukça ilginç bir gelişme yaşandı. Azerbeycan ve Orta Asya gaz ve petrolünü Avrupa&#8217;ya taşıyacak olan Nabucco enerji projesine Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi de katıldı.Birleşik Arap Emirlikleri&#8217;nden bir petrol şirketi Irak Kürdistanı&#8217;ndan çıkarılacak doğalgazla petrolün Avrupa&#8217;ya taşınması için bölgede 8 milyar dolarlık yatırıma başladı. Bu şirket aynı zamanda Nabucco&#8217;nun da ortağı.</p>
<p>Nabucco 2014 yılında faaliyete başlıyor. Boru hatı hemen hemen tamam ancak, Azerbeycan&#8217;ın yeterli miktarda gaz ve petrolü hazırlaması bekleniyor. Irak Kürdistanı gazı ve petrolü içinse 2014&#8242;ü beklemek gerekmiyor.</p>
<p>Bir, bilemediniz iki yıl içinde enerji akışının sağlanacağı, boru hattından yılda 30 milyar metreküp doğal gaz, günde ise 2 milyon varil petrol sevk edileceği söyleniyor. Kürdistan&#8217;daki gaz rezervlerinin Avrupa&#8217;nın 25 yıllık ihtiyacanı karşılayacağı da iddia ediliyor.</p>
<p>Hem Kürdistan‘ın hem de Türk-Kürt ilişkilerinin geleceği açısından bu gelişmenin önemli olduğunun altını çizmemiz gerekiyor. Avrupa bundan böyle Kürt gazı ve petrolünü kullanacaksa şayet bunun kaçınılmaz olarak bir takım siyasal sonuçları olacaktır.</p>
<p>Bundan olsa gerek Irak&#8217;ın merkezi yönetimi anlaşmaya karşı çıkıyor. Bu anlaşmanın Kürdistan&#8217;ın bağımsızlığını güçlendireceğini iddia ediyor ve anlaşmayı geçersiz sayıyor. Türkiye&#8217;nin de anlaşmadan hoşnut olmadığı bilgileri geliyor ancak, Türkiye bu güne kadar ciddi diyebileceğimiz bir tepki göstermedi.</p>
<p>Türk devleti bu aşamada sessiz kalmayı tercih etmişe benziyor. Türk şirketlerinin Kürdistan&#8217;ın birçok bölgesinde petrol çalışmaları yürüttüğü ve Kürt yönetiminin bunlara destek verdiği biliniyor. Bu da Türkiye&#8217;nin görünürden farklı bir politika izlediğini gösteriyor.</p>
<p>Nabucco Projesi, Rusya&#8217;nın enerji alanındaki tekelini kırmak amacıyla Avrupa&#8217;nın, daha doğrusu Almanya‘nın projesi. Bu proje Avrupa‘nın alternatif enerji arayışında önemli bir yer tutuyor. Almanya, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Türkiye&#8217;nin ortağı olduğu Nabucco‘nun önemi Kürt gazı ve petrülüyle birlikte artmışa benziyor. Amerika&#8217;nın da bu projeye destek verdiğini belirtmek gerekiyor. Nabucco bir Avrupa-Amerika projesi olarak geleceğe uzanıyor.</p>
<p>Tabii, Avrupa&#8217;nın Kürdistan gazı ve petrolünü alması demek, Kürdistan ve Türkiye&#8217;yle iyi ilişkiler kurması demek. Bu aynı zamanda Türkiye&#8217;nin Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümünün sağlanması da demek.</p>
<p>Gaz ve petrol akışının sorunsuz sağlanabilmesi için herşeyden önce Türkiye&#8217;nin Kürtlerle savaşının sona ermesi gerekiyor. Savaşın devam etmesi halinde boru hattı tehlikeye girecektir. Bütün yatırımlar ve anlaşmalar boşa gidecektir. Dolayısıyla PKK&#8217;nin dikkate alınması ve Kürt sorununun kalıcı olarak çözülmesi kaçınılmaz hale geliyor.</p>
<p>Bunun tersini iddia eden gözlemcilere de rastlanıyor. Avrupa ve Amerika&#8217;nın Güney Kürtleriyle birlikte PKK&#8217;nin tasfiyesine gideceği de söyleniyor. Ancak bu pek gerçekçi gelmiyor. Zira, PKK&#8217;nin askeri yöntemlerle tasfiye edileceğine kimse ihtimal vermiyor. Geriye PKK&#8217;nin ikna edilerek sürece dahil edilmesi kalıyor. Bu seçenek daha ağır basıyor.</p>
<p>Öte yandan CHP&#8217;deki değişimi de bu projenin bir parçası olarak okumak gerekiyor. Yeni CHP&#8217;nin, daha doğrusu Kılıçdaroğlu&#8217;nun arkasında Avrupa Birliği‘nin özellikle de Almanya‘nın olduğu söyleniyor.</p>
<p>Öyle midir değil midir onu bilemem ancak bilebildiğim, Erdoğan&#8217;a verilen dış desteğin giderek azalmakta olduğudur. CHP&#8217;nin Kürt meselesindeki açılımları da bu meselenin yakın gelecekte CHP&#8217;ye havale edileceğini gösteriyor.</p>
<p>Dikkat çeken bir diğer gelişme ise Almanya-Irak Kürdistanı ilişkilerinin giderek gelişiyor olmasıdır. Hem ekonomik hem de siyasal ilişkiler giderek gelişiyor. Federal Kürdistan Hükümeti‘nin Alman enerji şirketi RWE ile yaptığı anlaşmanın yankıları sürüyor.</p>
<p>Almanya, Kürdistan‘da ekonomik verimliliği arttırmak amacıyla da önemli çalışmalar yapıyor ve Güney Kürtleriyle ilişkilerinde bahar havası yaşıyor. Uzunca süren bir suskunluğun ardından Kürt sorununun Almanya&#8217;da yeniden gündeme gelmiş olması da bunu gösteriyor. Almanya&#8217;da savaş karşıtı sesler yeniden giderek yükseliyor. Bunun yukarıda sözünü ettiğim Nabucco anlaşmasıyla bağlantılı olduğu gözleniyor. Nabucco Projesi&#8217;nin danışmanlığını Almanya&#8217;nın eski dışişleri bakanı Joschka Fischer yapıyor. Fischer&#8217;in Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği üyeliğini aktif olarak desteklediği biliniyor. Eski solcu yeni enerji danışmanı Fischer, Nabucco projesinin Türkiye&#8217;nin Avrupa ile ilişkilerini güçlendireceğini söylüyor ve Avrupa kamuoyunun süreç içerisinde bu ülkenin üyeliğine destek verebileceğini iddia ediyor. Kürt sorununu çözmemiş bir Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği yolunda ilerlemesi gibi, Nabucco boru hattını güvenli işletmesi de olası gözükmüyor. Avrupa&#8217;nın bu yüzden inisiyatif alması mantıklı görünüyor.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin Başbakanı Erdoğan, önceki yıl Brüksel ziyaretinde Nabucco‘yu Avrupa&#8217;ya karşı ‘şantaj aracı‘ olarak kullanmıştı. Kıbrıs meselesinde, ‘Rumları ikna edin, yoksa hattı kullandırtmayız‘ diyen Erdoğan&#8217;ın şantajcı yaklaşımı Avrupa‘dan yoğun tepki almıştı. Türkiye&#8217;nin başbakanı sonradan geri adım attı atmasına ancak, onun niyeti anlaşılmıştı.</p>
<p>Nabucco&#8217;nun devreye girmesinin yakınlaştığı bir süreçte Erdoğan&#8217;nın güç kaybediyor olması insanı ister istemez düşündürüyor. Erdoğan&#8217;ın içeride ve dışarıda desteğinin azalması, liderini ve stratejisini değiştirmiş CHP&#8217;nin ağır ağır da olsa yükseliyor olması Türkiye&#8217;nin iç siyasi dengelerinin değişeceğini gösteriyor.</p>
<p>Tabii hem Nabucco anlaşması hem de iç siyasal gelişmeler Kürtlere önemli fırsatlar sağlıyor. Enerji ihtiyacını Kürdistan&#8217;dan karşılayacak olan bir Avrupa&#8217;nın sadece Türkiye ve Irak&#8217;ta yaşayan Kürtleri değil, Avrupa‘da yaşayan göçmen Kürtleri de dikkate alacağını bilmek ve buna göre hazırlık yapmak önem kazanıyor.</p>
<p>Biz istesek de istemesek de ‘Kürt kartı&#8217;nın değeri artıyor. Kürt siyaseti, aydınları ve kurumlarının bunun farkında olmaları gerekiyor.</p>
<p>gunayaslan@hotmail.de</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4356</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sosyal iletişim ağlarına bir yenisi daha eklendi: Ping</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4352</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4352#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 03:44:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4352</guid>
		<description><![CDATA[Ping&#8217;in tanıtımını Steve Jobs yaptı
Apple, iTunes yazılımının son versiyonunun bir parçası olarak yeni bir sosyal iletişim sitesi başlatıyor.
Twitter gibi siteleri andıran Ping, profesyonel müzisyenlerden ve arkadaşlardan meydana gelen iletişim ağları oluşturmanızı sağlıyor.
Ping&#8217;in platformunda, arkadaşlarınızın dinlediği müziğe göre müzik parçalarını &#8216;playlist&#8217; olarak gruplamanız mümkün.
Gözlemciler Ping&#8217;in başlıca rakiplerinin Myspace gibi müziğe dayalı sosyal iletişim ağları olduğunu söylüyor.
San [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/ping.jpg"></a><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/ping.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4353" title="ping" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/ping-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ping&#8217;in tanıtımını Steve Jobs yaptı<br />
Apple, iTunes yazılımının son versiyonunun bir parçası olarak yeni bir sosyal iletişim sitesi başlatıyor.</p>
<p>Twitter gibi siteleri andıran Ping, profesyonel müzisyenlerden ve arkadaşlardan meydana gelen iletişim ağları oluşturmanızı sağlıyor.</p>
<p>Ping&#8217;in platformunda, arkadaşlarınızın dinlediği müziğe göre müzik parçalarını &#8216;playlist&#8217; olarak gruplamanız mümkün.</p>
<p>Gözlemciler Ping&#8217;in başlıca rakiplerinin Myspace gibi müziğe dayalı sosyal iletişim ağları olduğunu söylüyor.</p>
<p>San Francisco&#8217;da Ping&#8217;i tanıtan Apple&#8217;ın kurucularından ve yönetim kurulu başkanı Steve Jobs, &#8221;Tamamen müzikle içli dışlı bir sosyal iletişim ağı.&#8221; dedi.</p>
<p>&#8221;Çok popüler olacağına ve çok hızlı yayılacağına inanıyoruz çünkü bugünden itibaren 160 milyon kişiye açık durumda.&#8221;</p>
<p>Ping&#8217;e ulaşım Mac ya da kişisel bilgisayarlara yüklü iTunes 10 yazılımıyla, ya da iPhones ve iPod Touch&#8217;daki iTunes uygulamalarıyla gerçekleşiyor.</p>
<p>Araştırma şirketi Altimeter&#8217;dan analist Michael Gartenberg, &#8221;Bence Ping&#8217;in ortaya çıkışından en çok MySpace etkilenecek, Ping güçlü bir rakip olarak öncelikle MySpace&#8217;in kullanıcılarını kendine çekebilir.&#8221; diyor.</p>
<p>MySpace 60 milyon kullanıcıya ulaştıktan sonra, son zamanlarda popüleritesinin azaldığına tanık oldu. Çok sayıda MySpace kullanıcısının Facebook&#8217;a geçtiği görülüyor.</p>
<p>Teknoloji blog sitesi Boing Boing editörü Xeni Jardin, &#8221;MySpace&#8217;den geriye kalan ne varsa, Ping&#8217;in altında ezilip kalacak. Ben asıl, Ping&#8217;in, Facebook&#8217;u sıkıştırıp sıkıştırmayacağını merak ediyorum&#8221; dedi.</p>
<p>Apple&#8217;ın kurucularından Steve Wozniak, BBC&#8217;ye verdiği mülakatta, &#8221;Amacımız diğer sosyal iletişim sitelerinin kullanıcılarını çalmak değil&#8221; diye tepki verdi.</p>
<p>Wozniak, &#8220;Facebook genelde hayatla, bizim Ping ise, müzikle ilgili&#8221;. diyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4352</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Biz artık özerk Dersim yönetimi istiyoruz&#8221;</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4347</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4347#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 20:34:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[POLİTİKA/DÜNYA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4347</guid>
		<description><![CDATA[BDP Genel Başkanı Demirtaş Tunceli&#8217;de konuştu
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, &#8221;(Halk oylamasında) Boykot, &#8216;biz artık özerk Dersim yönetimi istiyoruz. Biz artık özerk Dersim parlamentosu istiyoruz ve biz artık kendi coğrafyamızda, bölge meclislerimizde Zazaca&#8217;nın ikinci resmi dil olarak bu topraklarda hayat bulmasını istiyoruz&#8217; diyenlerin sesi olacak&#8221; dedi.Tunceli&#8217;de, Kışla Meydanı&#8217;nda partisinin düzenlediği barış mitinginde partililere hitap eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/selahattin-demirtas.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4348" title="selahattin-demirtas" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/selahattin-demirtas-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>BDP Genel Başkanı Demirtaş Tunceli&#8217;de konuştu</p>
<p>BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, &#8221;(Halk oylamasında) Boykot, &#8216;biz artık özerk Dersim yönetimi istiyoruz. Biz artık özerk Dersim parlamentosu istiyoruz ve biz artık kendi coğrafyamızda, bölge meclislerimizde Zazaca&#8217;nın ikinci resmi dil olarak bu topraklarda hayat bulmasını istiyoruz&#8217; diyenlerin sesi olacak&#8221; dedi.Tunceli&#8217;de, Kışla Meydanı&#8217;nda partisinin düzenlediği barış mitinginde partililere hitap eden Demirtaş, 12 Eylülde yapılacak Anayasa referandumu için sandığa gidilmemesini istedi.</p>
<p>BDP olarak halk oylamasının boykot edilmesi için çalıştıklarını ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Boykot, &#8216;biz artık özerk Dersim yönetimi istiyoruz. Biz artık özerk Dersim parlamentosu istiyoruz ve biz artık kendi coğrafyamızda, bölge meclislerimizde Zazaca&#8217;nın ikinci resmi dil olarak bu topraklarda hayat bulmasını istiyoruz&#8217; diyenlerin sesi olacak. Bu ses ne kadar güçlü çıkarsa, halkın gücünü, halkın el ele, yürek yüreğe, omuz omuza vermiş, kendi özgürlük alayını bütün dünyaya anlattığı oranda olacak. İşte referandum, işte boykot bunun fırsatıdır. Elbette bu fırsatı Dersimliler de kaçırmayacak. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Şimdiden özerk Dersim&#8217;e doğru açılan yollar, bizlere, bütün halkımıza da hayırlı uğurlu olsun. Çünkü biz inanıyoruz ki, bu ülkeye özerk yönetimler gelecek ve Dersim tarihte olduğu gibi, bir dönemler olduğu gibi, yine kendi kendini yönetecek. Yine kendi iradesiyle &#8216;Dersim Cumhuriyeti budur&#8217; diyecek. Bundan şüphemiz yoktur.&#8221;</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu&#8217;nun genel af talebine Başbakan Erdoğan&#8217;ın verdiği tepkiyi de değerlendiren Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8221;Bu genel af tartışmasında Kılıçdaroğlu&#8217;na, CHP&#8217;ye bir mesajı vardı onun. Dedi ki, &#8217;sana bir gıdım su bile yok.&#8217; Elbette ki, Kerbela çocukları bunun ne demek olduğunu biliyorlar. Ey Başbakan sen &#8216;Kerbela&#8217;nın çocuklarına bir gıdım su bile yok&#8217; diyorsan ve o genel başkan buna karşı sessiz kalıyorsa, bizim tahammülümüz, bizim sabrımız taşıyor. Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Biz başbakanın bu hakaretlerine karşı Alevilere karşı yürüttüğü bu inkar politikasını, bu asimilasyon politikasını durduracağız. Bunun için öncü güç Dersim halkıdır. Dersim gençliğidir. Görev de sizdedir, nöbet de sizdedir.&#8221;</p>
<p>BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak da Başbakan Erdoğan ile CHP Lideri Kılıçdaroğlu&#8217;nun Dersim üzerine tartışmalarını da samimi bulmadığını söyledi.</p>
<p>Kışanak, &#8221;1 Ekim günü o meclis açıldığında vereceğimiz ilk yasa teklifi, bir kez daha Dersim adının iade edilmesi olacak&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Kışanak&#8217;ın, &#8221;Dersim adını, tüm coğrafyamızda bizden geri aldıkları isimlerimizi geri almak istiyor musunuz?&#8221;, &#8221;Demokratik özerklik istiyor musunuz?&#8221;, &#8221;Demokratik özerk Kürdistan istiyor musunuz?&#8221; şeklindeki sorularına alandakiler &#8221;evet&#8221; şeklinde cevap verdi.<br />
AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4347</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>•	US think tanks, Armenia, Artsakh, and Hai Tad - Assyrian Genocide Monument Vandalized</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4343</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4343#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 05:32:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4343</guid>
		<description><![CDATA[ON TURKISH-AZERBAIJANI ACTIVATION IN THE US ANALYTICAL STRUCTUREShttp://noravank.com/eng/articles/detail.php?ELEMENT_ID=4995
Haykaram Nahapetyan
Haykaram Nahapetyan - The correspondent of the Armenian Public Television in the US.
Aug 30, 2010
A significant role in elaboration of the state policy of the United States, shaping of the analytical and information fields is allotted to the analytical organizations - think tanks.
The following analytical structures work [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/assyrian.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4344" title="assyrian" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/09/assyrian.jpg" alt="" width="214" height="350" /></a>ON TURKISH-AZERBAIJANI ACTIVATION IN THE US ANALYTICAL STRUCTURES</strong><strong>http://noravank.com/eng/articles/detail.php?ELEMENT_ID=4995</strong></p>
<p>Haykaram Nahapetyan<br />
Haykaram Nahapetyan - The correspondent of the Armenian Public Television in the US.</p>
<p>Aug 30, 2010</p>
<p>A significant role in elaboration of the state policy of the United States, shaping of the analytical and information fields is allotted to the analytical organizations - think tanks.</p>
<p>The following analytical structures work in Washington: Carnegie endowment foundation, Brookings institute, Heritage foundation, John Hopkins university-SAIS, CSIS-Center for Strategic and International studies, Woodrow Wilson Center, Council of Foreign Relations, Atlantic Council and etc. There are many other analytical organizations in other states too. Meanwhile, as a rule, different American administrations affiliate different think tanks, in particular, over the period of George Bush Jr.&#8217;s presidency &#8220;Heritage&#8221; Foundation, which is known as an analytical structure close to the US neo-conservatives or neocons, had close ties with the American political leadership. At present the analytical and propaganda elaborations of &#8220;Heritage&#8221; Foundation are of oppositional character, which criticize the current administration for its foreign policy and reforms in health sphere.</p>
<p>Brookings institute is the closest institution to the incumbent democrat administration and is known as analytical structure which works side by side with the Democratic party.</p>
<p>In Turkey and in the recent period in Azerbaijan too, they gradually realize more distinctly the significance of think tanks in the political culture of the US. From year to year, it would not be an exaggeration to say that over the recent period even from month to month, the countries mentioned take more distinct steps to secure their presence in Washington analytical structures and become more active in that direction.</p>
<p>Those countries, particularly Turkey, carry out its activity with think tanks in Washington in two ways: a) according to the agreements with the American think tanks the analysts of Turkish descent get a job in those institutions. Thus, the employees of Turkish descent have an opportunity to use the name, &#8220;brand&#8221; of the American institution, and at the same time to retain relatively independent status in their analytical work, thus working within the interests of the Turkish party. The analysts of Turkish descent working in the analytical institutions in the capital of the US are:</p>
<p>CSIS - Bulent Alirza, Nesilhan Kaptanoglu, Seda Ciftci.</p>
<p>There is also a separate analytical group in CSIS which works in the Turkish direction and includes, besides the aforementioned persons, two analysts of non-Turkish descent. On CSIS web site researches connected with Turkey are presented in a special separate section which is called &#8220;Turkey Project&#8221; (http://csis.org/program/turkey-project).</p>
<p>Brookings institute. The works are managed by Omer Taspinar, and from Turkey he is assisted by Hakan Altinay.</p>
<p>On &#8220;Brookings&#8221; web site Turkey is also represented in a separate section (http://www.brookings.edu/topics/turkey.aspx). According to the data published on April 19, 2009, &#8220;Brookings&#8221; Institute received $410 thousand from Turkey as financial &#8220;aid&#8221;. From Turkey money was allotted to &#8220;Brookings&#8221; by: &#8220;Eksiogullari Group&#8221; building company - twice, $75 thousand each time (05.03.2007 և 29.09.2007), &#8220;Hedef Alliance Holding&#8221; pharmaceutical company - $30 thousand 17.01.2007, &#8220;Nurol&#8221; military-industrial company - $30 thousand (06.02.2008) and the Turkish Industrialists and Businessmen&#8217;s Association (TUSIAD) - once $50 thousand and 6 times $25 thousand (correspondingly on 06.02.2009, 27.02.2009, 08.07.2009, 22.04.2008, 05.10.2007, 08.06.2007, 08.03.2007).</p>
<p>It should also be mentioned that there is information about the think tanks working in the US on the web-site of the Turkish embassy in the US (http://turkey.usembassy.gov/think_tanks_in_the_u.s).</p>
<p>At the same time, over the recent period, the tendency of activation of the Turkish think tanks in Washington is observed. Among main causes of that the followings are mentioned:</p>
<p>a). There are powers in the Turkish communities which are not under the control of the Turkish government. In particular, the public and lobbying groups (advocacies) which support the secular and military wings in Turkey have been formed in the West, as well as some cells close to Sufism - &#8220;nurcular&#8221;, which adhere to the exiled Ferhulah Gulen. Thus, Turkish government may face difficulties in arranging lobby abroad and, at the same time, it has a necessity in strengthening its presence in the communities abroad.</p>
<p>b). Some tensions which are observed in the Turkish-US and particularly Turkish-Israeli relations cause danger that the tactics of forwarding Turkish positions through the American think tanks have lost its viability at some extent. The Jewish lobby has considerable influence in think tanks, the number of the experts of Jewish descent working there is also considerable and most of them are specialized in the Turkish direction and have already criticized Turkey (Ariel Cohen, Henry Berky and others).<br />
Thus, the necessity to establish their institutions in Washington is coming forward.</p>
<p>First of all it refers to SETA DC institution (http://www.setadc.org). It has been working since the beginning of 2009 on Washington central Connecticut Ave. SETA DC is a branch of SETA (Siyasi, Ekononomik, Toplum Araştırmaları Vakfı) analytical institution working in Ankara since 2006. In &#8220;Wikipedia&#8221; it is described as pro-governmental (http://en.wikipedia.org/wiki/Turkish_think_tanks). It is remarkable that the founder and the first director of SETA Ibrahim Kalin has been the adviser of prime-minister Erdogan on the foreign policy issues since the spring 2009 and at the same time he continues to work in SETA as analytic (http://www.setadc.org/index.php?option=com_content&amp;view=section&amp;layout=blog&amp;id=9&amp;Itemid=99).</p>
<p>This and many other facts come to prove that SETA DC was established in Washington in accordance with the government&#8217;s state programme. The head of the American branch is Nuh Yilmaz. The institution holds panel discussions, meetings, spreads in the US &#8220;Insight Turkey&#8221; analytical journal in English which is published by SETA in Ankara. In particular on May 7 &#8220;Multiculturalism under The JDP Government&#8221;, on April 30 &#8220;The Alevi Opening and the Democratization Initiative in Turkey&#8221;, on February 17 &#8220;Model Partnership: Creative Approaches to US-Turkey Relations&#8221; conferences were held. Judging by the headlines it becomes clear that one of the goals of the institution is the PR of the current Turkish leadership.</p>
<p>At present Azerbaijan also follows the example of the &#8220;big brother&#8221;. On April 28, 2010 it came out that Washington Centre for Azerbaijani Studies was set up. On April 27 it held its first arrangement: &#8220;Geopolitics of Caspian Energy: Perspectives and Challenges&#8221; conference was arranged at the Elliott School of International Affairs. The issue of Azerbaijani think tank establishment was covered in the Armenian mass media; separate publication devoted to it was presented by &#8220;Noravank&#8221; Foundation.</p>
<p>Thus, it is obvious, that Turkey and Azerbaijan show more and more interest in extending their activity within the framework of the US think tanks which are placed in the capital, spreading its influence on the American political and expert thought through such mechanisms and directing it in a way which promotes their interests.</p>
<p>One of the aims is, undoubtedly, opposing to the Armenian lobbying organizations. It is beyond dispute that the actions of particularly Azerbaijani party will be of active anti-Armenian character. Taking into consideration the fact that the activity of the Armenian Diaspora generally does not cover the sphere of the analytical institutions, taking some steps in this direction seems reasonable. It is also important to mention that according to the US law, the foreign think tanks can take over the lobbying activity.</p>
<p><strong>SBS World News Australia Reports on Vandalism of Assyrian Genocide Monument</strong></p>
<p>http://www.youtube.com/watch?v=lJoHQvktfIA</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4343</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İsrail&#8217;de akademisyenlerin yerleşim boykotu</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4339</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4339#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 02:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[DIŞ HABERLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4339</guid>
		<description><![CDATA[İsrail&#8217;de 150&#8242;den fazla akademisyen işgal altındaki Batı Şeria&#8217;da kurulan Yahudi yerleşimlerinde ders vermeyeceklerini ilan etti.İsrailli sanatçılar Ariel yerleşiminde sahneye çıkmayı redediyor
Daha önce de bir grup İsrailli aktör yerleşimlerde sahneye çıkmayacaklarını duyurmuştu.
İsrailli akademisyenler yayımladıkları mektupta, işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen Yahudi yerleşimlerinde ders vermeyeceklerini ve tartışmalara katılmayacaklarını söyledi.
Akademisyenler bu adımı, daha önce Ariel yerleşiminde yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/ariel.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4340" title="ariel" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/ariel.jpg" alt="" width="226" height="170" /></a>İsrail&#8217;de 150&#8242;den fazla akademisyen işgal altındaki Batı Şeria&#8217;da kurulan Yahudi yerleşimlerinde ders vermeyeceklerini ilan etti.</strong><strong>İsrailli sanatçılar Ariel yerleşiminde sahneye çıkmayı redediyor</strong></p>
<p><strong>Daha önce de bir grup İsrailli aktör yerleşimlerde sahneye çıkmayacaklarını duyurmuştu.</strong></p>
<p><strong>İsrailli akademisyenler yayımladıkları mektupta, işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen Yahudi yerleşimlerinde ders vermeyeceklerini ve tartışmalara katılmayacaklarını söyledi.</strong></p>
<p><strong>Akademisyenler bu adımı, daha önce Ariel yerleşiminde yeni açılan kültür merkezinde sahneye çıkmayacaklarını duyuran 53 İsrailli aktör, senaryo yazarı ve yönetmenle dayanışmalarını göstermek için attıklarını belirtti.</strong></p>
<p><strong>Siyasetçilerden eleştiri</strong></p>
<p><strong>Boykota katılan senaryo yazarlarından Yeşua Sobol, Ariel&#8217;in işgal altındaki topraklarda bulunduğunu ve hiçbir İsrailli sanatçının buradaki yapımlarda rol almaması gerektiğini söylemişti.</strong></p>
<p><strong>Bazı sağcı siyasetçiler sanatçıların boykot kampanyasını eleştirdi ve özellikle oyuncuların evletten maaş aldığını ve yerleşimlerde çalışmayı reddettikleri takdirde maaşlarının ödenmemesi gerektiğini savundu.</strong></p>
<p><strong>Filistinlilerle doğrudan barış görüşmelerine başlamak için Washington&#8217;a haraketinden hemen önce konuşan İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da, İsrail&#8217;in bu aşamada en son ihtiyaç duyduğu şeyin ülke içindeki bir boykot olduğunu söyledi.</strong></p>
<p>Kaynak: BBC</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4339</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aynı mahallenin çocukları</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4332</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4332#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 02:07:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Salim TURGUT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4332</guid>
		<description><![CDATA[Anayasa oylamasının tartışıldığı şu günlerde ‘sol&#8217;da bir kırılma oldu. Dün aynı kulvarda olanlar bugün üç ayrı kulvarda yürüyorlar. Kendilerini farklı şekilde ifade edenler bir birlerine karşı kullandıkları dili de hızla sertleştirdiler.Sertlik ilerde onarılmaz yaralara yol açmaması ve birbirimize karşı kullanacağımız dili yumuşatmak için Mersin&#8217;de bir form düzenledik. Mersin 78&#8242;liler Derneği olarak ‘Sol anayasa referandumunu tartışıyor&#8217; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/03/salym005.jpg"></a><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/04/salym005.jpg"></a><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/04/salym005.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3362" title="salym005" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/04/salym005-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Anayasa oylamasının tartışıldığı şu günlerde ‘sol&#8217;da bir kırılma oldu. Dün aynı kulvarda olanlar bugün üç ayrı kulvarda yürüyorlar. Kendilerini farklı şekilde ifade edenler bir birlerine karşı kullandıkları dili de hızla sertleştirdiler.</strong><strong>Sertlik ilerde onarılmaz yaralara yol açmaması ve birbirimize karşı kullanacağımız dili yumuşatmak için Mersin&#8217;de bir form düzenledik. Mersin 78&#8242;liler Derneği olarak ‘Sol anayasa referandumunu tartışıyor&#8217; konu başlığıyla düzenlediğimiz forma siyasi parti, örgüt, demokratik kitle örgütleri ve bireyler katılarak kendi düşüncelerini özgürce sundular. Yaklaşık 4 saat süren forumu Mersin 78&#8242;liler Derneği eski başkanı Ethem Dinçer yönetti. Ethem Dinçer&#8217;in giriş konuşmasının ardından ben 12 Eylül anayasasını ve yeni anayasa taslağını karşılaştırmalı olarak ele alan bir sunum yaptım. 12 Eylül anayasasında ne çıkartılmış yeni taslakta ne eklenmiş madde madde teknik olarak incelemeye çalıştım. Sunumun ardından salonda bulunan partiler, örgütler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve bireyler kendi görüşlerini ifade ettiler.</strong></p>
<p><strong>Forum öncesi sertleşen sol için dilin yerine forum esnasında genel anlamda dilde bir yumuşama oldu. Sertliğin ve yumuşamanın temelinde tamamen birbirimizi anlamama mantığının yattığını gözlemledim.</strong></p>
<p><strong>Solda saflaşmaya neden olan anayasa değişikliğinin neleri kapsadığını kavramadan, bu değişikliği tartışmadan, alternatif metinler ortaya koymadan ‘Evet, Hayır ve Boykot&#8217; saflarında yerimizi almamız hiçbir şeyi ifade etmeyecektir.</strong></p>
<p><strong>Her kes durduğu ve dünyayı algılayış tarzına göre ‘Hayır, Evet ve Boykot&#8217; diyor. Hayır, evet ve boykot&#8217;un gerekçeleri ideolojik olarak bir birine karşıt olması gerekirken sol&#8217;daki hayır, evet ve boykot gerekçeleri birbirine çok yakın geldi. Örneğin bir arkadaş saydığı gerekçelerle hayır derken diğer bir arkadaş aynı gerekçele evet, bir başka arkadaş ise aynı gerekçelerle boykot diyebiliyor. O zaman burada sorgulanması gereken bir mantık olduğunu düşünüyorum. 12 Eylül bizleri o kadar farklı noktalara savurmuş ki aynı gerekçelerle üç ayrı duruş sergileyebiliyoruz. Acı olan taraf bu. 12 Eylül&#8217;ün sola vurduğu en önemli darbe bu olsa gerek.</strong></p>
<p><strong>Solda kastlaşmalara neden olmasına rağmen hala birçoğumuzun değişikliklerin neleri kapsadığını gerçek anlamıyla tam bildiği söylenemez. Anayasa değişikliği ile ilgili olarak 2007&#8242;de tartışmalar başladığında Mersin 78&#8242;liler Derneği&#8217;nde ‘Anayasa üzerine tartışmalar ve alternatif anayasa taslağı üzerine çalışmalar yürütmeliyiz, geçici 15.maddenin kaldırılarak darbecilerin yargılanması bizim en önemli propaganda aracımızdır bunu değerlendirelim&#8217; dedik ama bu süreci yaşama geçirmedik. Sistemin bize vermiş olduğu en önemli propaganda malzemesini ı mevcut hükümet aldı ve bize karşı kullanıyor.</strong></p>
<p><strong>Bu referandumun 12 Eylül&#8217;ün 30. yıl dönümüne denk düşmesi de tarihin bir cilvesi olsa gerek. 78&#8242;liler olarak 10 yıldır ‘geçici 15. Madde kaldırılsın darbeciler yargılansın&#8217; sloganı ile etkinlikler yaptık. Her 12 Eylül&#8217;de de miting ve benzeri eylemler düzenledik. Bu yıl ise 12 Eylül protestosunu referandumda ki -oyumuzun rengi ne olursa olsun- ortaya koyacağımız tavırla yapacağız.</strong></p>
<p><strong>12 Eylül&#8217;de toplam 27 maddede yapılan değişiklikleri oylayacağız. Bu maddeler de öz olarak bir değişiklik yok. Bazı maddelerde bazı fıkralar çıkartılarak yeni fıkralar eklenmiş yada bazı maddelerdeki fıkralara açıklık getirilmiş.</strong></p>
<p><strong>Bu maddelerden bir geçici madde tamamen kaldırılıyor, yeni anayasanın yürürlüğe girme sürecinde iki geçici madde ve birde yürürlük maddesi var. Böyle olunca geçicileri saymazsak aslında 23 maddeyi oylamış olacağız.</strong></p>
<p><strong>Bu maddeler ; 10, 20, 23, 41, 51, 53, 54, 74, 84, 94, 125, 128, 129, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 156, 157, 159, 166, Geçici 15 Madde, Geçici 18. Madde, Geçici 19. Madde ve 26.Madde.</strong></p>
<p><strong>Geçici ve yürürlük maddesi ile toplam 27 madde olmasına karşın bu maddeleri kişi hak ve özgürlükleri, sendikalar ve memurlar hakkında düzenleme, geçici 15.maddenin kaldırılması ve darbecilerin yargılanmasının yolunun açılması, askeri yargıda düzenleme, hakimler ve savcılar yüksek kurulu ve anayasa mahkemesine ilişkin değişiklikler olarak sınıflayabiliriz.</strong></p>
<p><strong>Son bir aydır siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında kıyametin kopmasına neden olan bu değişiklikler toplumda bu kadar gerginliğe neden olacak düzeyde olmadığını taslağı incelediğimizde görürüz. Burjuva partilerinin kendi içinde sertleşen kavgasına sol&#8217;dan da yoğun bir desteğin gelerek solun farklı kulvarlara bölünmüş olması da tehlikeli bir süreci gösteriyor.</strong></p>
<p><strong>İncelediğim kadarıyla bu değişiklikler için referanduma gidilmez. Hem ekonomik olarak, hem zaman israfı, hemde toplumda yaratılan gerginlik havasına değecek değişikliler değil. Normal olarak yürütmenin sıradan işleyişi ile halledilecek bir sorun. Ama nedense bu değişiklikler ülkemizde öyle bir noktaya getirildi ki sanki referandum oylaması AKP&#8217;nin güven oylamasına dönüştürüldü. Referanduma gitmemize neden olan Anayasa Mahkemesinin kararı tırnak içine alınmış birkaç cümle yüzündendir. Eğer anayasa mahkemesi bu cümleleri iptal etmemiş olsaydı 12. Eylül&#8217;de de referanduma gitmeyecektik.</strong></p>
<p><strong>Değişiklikleri olumlu yada olumsuz olarak abartmanın da safları germeninin de anlamı yok. Çünkü bizler bugün 3 ayrı kulvara bölünmüş olsak da aynı mahallenin çocuklarıyız. Fırtına geçtikten sonra aynı mahallede, başka mahallenin çocuklarına karşı aynı saflarda yer almaya devam edeceğiz. Referandum sürecinde farklı kulvarlarda olsak ta, referandum sonrası bir çok toplumsal olaylara karşı birlikte kol kola yürüyeceğiz. Kullandığımız dille yarın onarılmaz yaralar açmamalıyız. Sol içi dili ve söylemlerimizi yumuşatarak birilerinin gündeminin çevresinde kavga etmek yerine kendi dilimizle, kendi kültürümüzle kendi gündemimiz etrafında mücadeleyi birlikte yürütmeliyiz.</strong></p>
<td> </td>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Salim Turgut </strong></p>
<td class="main_2"> </td>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="mailto:turgutsalim@hotmail.com">turgutsalim@hotmail.com</a></p>
<p><strong>30 Ağustos 2010 / Mersin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4332</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Emmy ödüllerinde &#8216;Mad Men&#8217; dizisi yine zafer kazandı</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4328</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4328#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 01:10:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[KÜLTÜR/SANAT]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4328</guid>
		<description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde televizyon dalında her yıl verilen Emmy Ödüllerinde bu yıl da zafer, 1960&#8242;lardaki reklamcılık endüstrisini konu alan drama dizisi &#8216;Mad Men&#8217;in oldu.

&#8216;Mad Men&#8217; üç yıldır bu ödüle değer bulunuyor.
Belgesel tarzında çekilen &#8216;Modern Family&#8217; de, komedi dalında en iyi dizi ödülünü aldı.
Amerikalı oyuncu George Clooney&#8217;ye, insancıl yardım çalışmalarından ötürü onur ödülü verildi. Haiti&#8217;de Ocak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/emmy.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-4329" title="emmy" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/emmy-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde televizyon dalında her yıl verilen Emmy Ödüllerinde bu yıl da zafer, 1960&#8242;lardaki reklamcılık endüstrisini konu alan drama dizisi &#8216;Mad Men&#8217;in oldu.<a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/emmy.jpg"></a><br />
<a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/emmy.jpg"></a><br />
&#8216;Mad Men&#8217; üç yıldır bu ödüle değer bulunuyor.<br />
Belgesel tarzında çekilen &#8216;Modern Family&#8217; de, komedi dalında en iyi dizi ödülünü aldı.<br />
Amerikalı oyuncu George Clooney&#8217;ye, insancıl yardım çalışmalarından ötürü onur ödülü verildi. Haiti&#8217;de Ocak ayında meydana gelen depremden sağ kalanlara yardım için fon oluşturan Clooney, &#8220;kötü davranışların çok daha fazla dikkat çektiği dünyamızda, iyi işler de yapılabildiğinin hatırlanmasının önem taşıdığını&#8221; söyledi.<br />
19 Dalda aday gösterilen &#8216;Glee&#8217; dizisinin yıldızı Jane Lynch Emmy yardımcı kadın oyuncu ödülüne değer bulundu. &#8216;Glee&#8217;nin yaratıcısı Ryan Murphy de en iyi yönetmen ödüllerinden birini aldı.<br />
&#8216;Mad Men&#8217; dizisinin yaratıcısı Matthew Weiner, Los Angeles&#8217;te düzenlenen 62. Emmy Ödülleri töreninde yaptığı konuşmada, &#8220;Günün birinde bir yerde koşup bir ödül kazanacağımı biliyordum.&#8221; dedi.<br />
Weiner, Erin Levy ile birlikte en iyi drama senaryosu dalında da Emmy kazandı.<br />
En iyi kadın oyuncu ödülüne &#8216;The Closer&#8217; adlı drama dizisindeki rolüüyle Kyra Sedgwick; en iyi erkek oyuncu ödülüne de &#8216;Breaking Bad&#8217; adlı dizideki rolüyle Bryan Cranston değer bulundu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4328</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Biyosentetik kornea&#8217; çığır açacak</title>
		<link>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4324</link>
		<comments>http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4324#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 18:08:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[MANŞET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yenihayatnews.com/news/?p=4324</guid>
		<description><![CDATA[İsveç&#8217;te önemli görme kaybı yaşayan on hastaya nakledilen laboratuvar üretimi kornea tabakaları, hastaların görme yeteneğinde önemli ilerleme sağladı.
Yapay korneayla insanın kaybolan görme yeteneği yeniden sağlanabildi
Tamamen sentetik kolajenden üretilen kornea ile gerçekleştirilen nakillerin, insandan insana yapılan kornea naklinin yerini alması olasılığı, böylece büyük ölçüde arttı.
&#8216;Hastaya özel&#8217; yapay kornea, gözdeki sinirleri ve hücreleri yeniden canlandırarak sonuç veriyor.
İnsanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsveç&#8217;te önemli görme kaybı yaşayan on hastaya nakledilen laboratuvar üretimi kornea tabakaları, hastaların görme yeteneğinde önemli ilerleme sağladı.</strong></p>
<p><strong><a href="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/konea.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-4325" title="konea" src="http://www.yenihayatnews.com/news/wp-content/uploads/2010/08/konea.jpg" alt="" width="226" height="170" /></a>Yapay korneayla insanın kaybolan görme yeteneği yeniden sağlanabildi<br />
Tamamen sentetik kolajenden üretilen kornea ile gerçekleştirilen nakillerin, insandan insana yapılan kornea naklinin yerini alması olasılığı, böylece büyük ölçüde arttı.</strong></p>
<p><strong>&#8216;Hastaya özel&#8217; yapay kornea, gözdeki sinirleri ve hücreleri yeniden canlandırarak sonuç veriyor.</strong></p>
<p><strong>İnsanda görme yeteneği, bu yolla ilk kez normale dönüştürülmüş oldu.</strong></p>
<p><strong>İnsanın görme yeteneği tamamen korneaya bağlı. Gözbebeğini ve gözün ön kısmını kaplayan ve kolajenden oluşan bu şeffaf tabaka, görüntüyü retina üzerinde odaklaştırlacak şekilde ışığın kırılmasını sağlıyor.</strong></p>
<p><strong>Kornea zedelenmeleri, dünya çapında en büyük görme kaybı nedenlerinden ikincisi. Yaklaşık 10 milyon insan kornea zedelenmesi sonucu görme kaybı yaşıyor.</strong></p>
<p><strong>Doku bankası bulunan ülkelerde kornea hasarı ve hastalıkları, insandan insana kornea nakliyle tedavi ediliyor. Ancak kornea, dünyada çapında büyük darlık çekilen dokulardan biri.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Biyosentetik&#8221; kornea ise, hastanın korneası olabildiğince taklit edilerek ve insan kolajeninden üretiliyor. Yapay korneayı üreten Fibrogen firması, &#8216;hastaya özel&#8217; korneayı üretmek için maya ve insanın DNA dizininden yararlandı. </strong></p>
<p><strong>Ameliyat edilen 10 hastanın gözlerindeki hastalıklı doku alındı ve yapay kornea nakli yapıldı. Ardından gelen iki yıl boyunca, hastalarda nakledilen korneaların göze ne derecede uyum sağladığı incelendi.</strong></p>
<p><strong>6 Hastada görme yeteneği, 20/400&#8242;den 20/100&#8242;e yükseldi. Bu da hastaların, ameliyat öncesinden dört kat uzağını görebildikleri anlamına geliyor.</strong></p>
<p><strong>Yapay kornea nakli yapılan 10 hastanın tümü de görme yeteneğine yeniden kavuştular. Ancak bazı hastaların kontak lensle destek alması gerekti.</strong></p>
<p><strong>Söz konusu hastaların hepsi de, İsveç&#8217;te insandan kornea nakli için beklemekteydi.</strong></p>
<p><strong>İki yıllık araştırma ve çalışmanın yazarlarından biri olan İsveç Linkopings Üniversitesinde Rejeneratif Tıp Profesörü olan Dr. May Griffith, BBC&#8217;ye yaptığı açıklamada, yapay kornea naklinde böylesi bir başarı elde etmiş olmalarının, kendilerini şaşırttığını söyledi. </strong></p>
<p><strong>Prof. Griffith, &#8220;Bizim amacımız yapay korneaların insanda ne derece güvenli bir şekilde kullanılabileceğini denemekti. Hastaların görme yeteneğindeki ilerleme, bizlere bir ödül oldu.&#8221; dedi. </strong></p>
<p><strong>İsveçli hastaların tümünde, görme yeteneği, insandan yapılmış bir kornea naklinde sağlanan derecede iyileşti. Bazı vakalarda hastanın gözü, insandan yapılan nakle kıyasla, daha hızlı iyileşti.</strong></p>
<p><strong>Prof. Griffith, &#8220;Tüm hastaların göz sinirlerindeki rejenerasyon, insandan kornea nakli yapılan hastalarınkine kıyasla daha hızlı oldu.&#8221; şeklinde konuştu. </strong></p>
<p><strong>Hastaların nakledilen dokuyla ilgili herhangi bir uyumsuzluk ya da ret sorunu da yaşamadıkları ve uzun süreli immunosupresyona gerek kalmadığı kaydedildi. Bunlar, insandan yapılan kornea nakillerinde rastlanan en ciddi yan etkiler.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yenihayatnews.com/news/?feed=rss2&amp;p=4324</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
