Anayasa oylamasının tartışıldığı şu günlerde ‘sol'da bir kırılma oldu. Dün aynı kulvarda olanlar bugün üç ayrı kulvarda yürüyorlar. Kendilerini farklı şekilde ifade edenler bir birlerine karşı kullandıkları dili de hızla sertleştirdiler.Sertlik ilerde onarılmaz yaralara yol açmaması ve birbirimize ...
12 Eylül'ün 30.cu yıldönümünde bir referanduma gideceğiz. Referandum da neyi oyladığımız bir yana tarihsel olarak referandumun 12 Eylül cuntasının 30.uncu yıl dönümüne denk düşmesi oylamanın içeriğinden çok günün anlamına dikkat çekmesi bakımından önemli. 30 yıl önce darbeciler iktidara geldikten sonra bu ...
Türkiye siyasetinin son 50 yıllık tarihinde varlığını bir şekilde sürdüren Deniz Baykal'ın tasfiye edilmesi büyük bir kesim tarafından sevgi, sempati ve heyecanla karşılandı. Deniz Baykal'ın gidiş yöntemleri ve kimler tarafından gönderildiği fazla irdelenmeden yeni gelenin heyecanı özellikle tüm ...

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararını veren Ankara 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nin Başkanı emekli Tuğgeneral Ali Elverdi geçtiğimiz günlerde öldü. Elverdi'nin ölüm nedeni kayıtlara, 'yediği yemeğin nefes borusuna kaçması nedeniyle solunum yetmezliği' olarak geçti.Tarihte bazen öyle tesadüfi olaylar yaşanır ki, yaşayanlar ...

`Adalet Mülkün Temelidir` Mahkemelerde büyük puntolarla ‘Adalet Mülkün Temelidir' yazar. Hukuk son tahlilde mülkiyeti korur. Mülkiyetin yıkılmasına, onun hükmünün tehlikeye girmesine burjuva hukuku asla izin vermez. Ancak mücadeleler sonrası bazı değişimler sağlayabilir, demokratikleşme yolunda ilerleyebilir. Demokrasi mücadelesi de günümüzün en temel mücadelelerinden biridir. Öncelikle bu bilinmeli.
Yine bu dönem itirafçılar ve tetikçilerden oluşan JİTEM (Jandarma İstihbarat Timi) adı sıkça duyulmaya başladı. Kuruluşunda tek merkezden denetlenen bu örgütler Kürt illerinde sıcak savaşında etkisi ile birçoğu denetimden çıkmaya başladı. Kürtlere karşı yürütülen sıcak savaş bir süre sonra savaşı yürütenlerin rant kapısı haline dönüştü. Kürt illerinde bir süre görev yapanlar daha sonra trilyonluk birikimler elde eder duruma geldiler ve savaş bölgesinde görev yapma talepleri yoğunlaşmaya başladı.
Kahramanmaraş Katliamı, 19 Aralık - 26 Aralık 1978`de sağ/sol, alevi/suni çatışması iddiası ile yapılan ve 12 Eylül 1980 darbesinin gerekçelerinde önemli yer tutan bir katliamdır. K.Maraş katliamı sıradan bir katliam değildir. Ülke 1970'de başlayıp hızla yükselen toplumsal aydınlanma sürecinin içene girmiştir. Egemen güçler, toplumsal muhalefetin yükselişinin önünü kesebilmek içinde faili meçhul cinayetlere, kitlesel katliamlara yönelmiştir.
Kuruluş döneminde Kıbrıs'ı eğitim alanı olarak kullanan Kontrgerillanın ülkemizdeki ilk önemli eylemi -Tarihimizdeki ilk kitlesel faşist eylem olarak bilinen tek parti döneminde Cumhuriyet Gazetesi'nin kışkırtmaları ile CHP Gençlik Kolları'nın 15 bin kişi ile Tan, Tanin ve Zincirli Hürriyet gazetelerini basarak yol güzergahlarındaki dükkanları talan etmelerini saymazsak- 6-7 Eylül 1955 tarihinde başta Rumlar olmak üzere gayrimüslümlere yönelik kanlı saldırıların organizasyonudur.
‘Her gelişin bir gidişi vardır' derler. Davul zurna ile gelenler zil takılarak gönderilebilinir. Geliş ve gidişlerdeki süreç aynı zamanda ülkelerin içinden geçtiği süreçlerle bağlantılıdır. Hiçbir şey aynı çizgide gitmez. İnişleri ve çıkışları yada kıvrılmaları vardır. ‘Kurtarıcı' olarak iktidara gelenler ‘yıkıcı' olarak iktidarlarını bırakabilir. Bu, tarihsel süreçte siyasi mücadelenin gelişim öyküsüdür de aynı zamanda.
II.Dünya savaşının sonunda dünyanın 1/3'ünün Emperyalist blok'un nüfuz bölgesinin dışına çıkması ve bir çok ülkede kurtuluş savaşlarının yükselmesi ile birlikte ABD'nin başını çektiği emperyalist blok'un askeri örgütü NATO kuruldu. ABD'nin mutlak hegemonyası altında kurulan NATO, CİA ile birlikte her ülkede gizli ve merkezi faaliyet yürüten Kontrgerillaları kurdurdu.