Özür dilediğim aşk, öyle devrim aşkı, bağımsız bir ülke aşkı, doğa, çevre börtü böcek aşkı değil.. Basbayağı bildiğimiz aşk. Yani onu görünce kalbimizin yerinden çıkacakmış gibi çarptığı, yüzümüze al bastığı, göremeyince içimize keder basan, küstüysek hele tüm dünyanın siyahlara büründüğü, çiçeklerin kokmadığı, tüm renklerin siyahlara döndüğü aşk bu!
Bayram tatilini ailece Yalova`da geçirdik. Çocuklarım, annem ve kardeşlerimle..çokca anı tazeledik. Sandıkların dibinde saklı kalmış oyalı tülbentlerin gizemi döküldü ortalara. Lavanta torbaları sakladıkları kokularını özgür bıraktılar, başım döndü onca yaşanmışlıktan. En saklı, en derin yerlerimizi açtık birbirimize, bazıları yük oldu bana, bazıların da ise çok hafifledim.
Yaklaşan yerel seçimler nedeniyle, bölgemizde de solun sistem içi partiler karşında alması gereken politik hat ve ittifaklar üzerine toplantılar yapılmaya başlandı. Kadınların politik bir özne olarak görülmemesi ve taleplerinin çok dikkate alınmamasına karşın, her dergi çevresi ve siyasi grup ve partinin programında ezilenlere dair talepler dillendirilirken, kadınların adının geçmesini olumlu olarak değerlendirmekle birlikte bunun biraz da günah savma babından olduğunu düşünmeye başladım.
Dünya nüfusunun yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Birlemiş Milletlerin verilerine göre dünyadaki besinlerin 2/3`ü, kadınlar tarafından üretilmektedir. Dünyanın her yerinde kadınlar erkeklerle birlikte tarlalarda, fabrikalarda, değişik hizmet sektörlerinde çalışmaktadırlar. Buna ek olarak çocuklara bakmakta, yaşlı ve hastaların bakımını sağlamakta, aile yaşamını mümkün kılacak emeğin çoğunu onlar harcamaktadırlar.
Kurban bayramlarını, kurban bayramı yapan, kurbanlık koyunların çığlığıdır..bize kalansa kan kokusu ve korku içinde adrenalin ve stres hormonları depolamış kırmızı hayvan organlarıdır desem..fazla ağır olacak. O halde demiyelim , etlerimizi afiyetle yiyelim ve bayramlarda özlemini çektiğimiz, elimize tutuşturulan şekerler ya da cebimize zorla konulan bozuk paraların soğuk yüzü değil her daim, başka bir şeyle değişim değeri olmayan o sıcacık sevgidir diyelim. Bayram tadında sevgi dolu sıcacık günlerin dileğiyle, okuduğumda bayıldığım, Uçan Süpürge' den, KUKU festival ekibinin hazırladığı Balon Kız'ın öyküsünü paylaşmak istedim.İyi okumalar ve iyi bayramlar..

1960 yılının 25 Kasım'ında, Dominik Cumhuriyeti' nin kuzey bölgesinde bir uçurumun dibinde üç kadın cesedi bulunur. Bunlar Mirabal kardeşlerdir. Ertesi gün El Cardibe Gazetesi'nde, bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldiğini anlatan bir haber çıkar. Oysa gerçek göründüğü gibi değildir. General Trujıllo'nun diktatörlğüne karşı yürütülen faaliyetlere aktif olarak katılan üç kız kardeş gizli polis tarafından, tecavüze uğrayıp vahşice öldürülmüştür.
Bir Pazar günü öğleden sonrasından selamlar.. Sıcaktan az etkilenmek için bilmem gereken yönleri yeni yeni öğreniyorum. Yön konusunda bir sorunsalım olduğunu hep bilirdim ama bunu çözmenin elzem olduğuna karar vermem, baston gülümün bana küsmesiyle başladı, minik minik tomurcukları bana tek tek yüzlerini astılar ardından, margarittayı da örgütledi, o da yetmezmiş gibi nazsız tuzsuz yönlere suya aldırmadan yılda bir kez bile olsa beni şaşırtan güzellikte çiçekler çıkaran kaktüslerimi de baştan çıkarmaya başladı, çiçeklerimin bana karşı tavır koymaya kaygısına kapıldım.
Yalnızlardı hepsi..çok yalnız. Geçmişte yaşamak mümkün değildi, bugüne ise ait değillerdi. İçlerinde hayal kırıkları ki; cam kırığından keskin..Aidiyetler aradılar,aradılar sonunda buldular ..yalnız yaşamlarını birleştirecek olan minik minik pencereler..'söz uçar, yazı kalır 'dediler.
Etrafıma şöyle bir bakınca, yakın çevremdekiler, uzak çevremdekiler ve çeperimdekiler,çepçevremdekiler ve daha uzaktakiler ve daha yakındakiler de dahil olmak üzere kocaman bir yalnızlık ve umutsuzluk dünyasında ellerimizde cep telefonlarımız, ceplerimizde elektronik posta adreslerimiz -'hani 'ed' işareti var ya 'q' gibi bir şey diye 'ezberlemeye çalıştığımız yeni adreslerimiz, yüzümüzde mutsuzluğumuzu, yalnızlığımızı saklayamayan yalancı gülüşlerimiz -ki çok gülmemeliyiz fırlamasın protez dişlerimiz-dudaklarımız sigaradan morarmış, parmaklarımız ise o düşsel sevgiliye tıkır tıkır mesajlar yağdırmaktan yamulmuş ..