"Hakikatleri bütün çıplaklığıyla kabul etmek medeni uluslara yakışan bir harekettir" Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a arz olunurAmerikan Temsilciler Meclisi'nin Ermeni soykırım tasarısını onaylamasından sonra İsveç Parlamentosu da aynı yönde karar alınca hemen ortalığı birbirine katarak her tarafı velveleye verdiniz. Ve hatta büyükelçinizi geri çağırmanın ne kadar doğru olduğunu düşündünüz mü? "Aynı zamanda ...
Sensizliğin gurbetindeyim Yüreğin vatanımmış bilmedim,Gurbet gurbet olalı Kimseyi boşlukta bırakmadı Senin beni varoşlara mahkum ettiğin gibi Varlığınla ateş ile güneş olmuş Askınla filizlenmişim bu topraklara Ama Şimdi yoksun, Yüreğim nerde Beynim nerde Geçmişin ve bilinmezliğin gölgesinde, Gölgesiz serseriyim Öpüştüğümüz sahillerde Martılarda gitti Gözlerini şafağa diktiğinde Gurbet gurbet olalı Kimseyi boşlukta bırakmadı Senin beni ...
Şimdi bulutlar ile konuşuyorum. Ne kadar can dostlarımmış bilemedim. Öyle sessiz ve gölgesiz kollarlarmış beni yıllarca, ben onları fark etmeden. Bulutlardan sessizi yokmuş, öyle usulca üstümden, sağımdan, solumdan süzülüp bir adım bende önde duran. Bir de çekirdeksiz pamuk gibi yumuşak ve temiz duruşları yok mu, aşık ettiriyorlar beni kendilerine, aman ...
Bilmiyorum ne kadar denk düşer: "Takke düştü, kel göründü." Kürt toplumunda Mehmet Yıldırım ismi ile bilinen ‘sivil düşünce' adlı web sitesinde Ercüment Yıldırım adıyla yazılar yazan, kendisinin gazeteci ve aydın olduğunu sanan, kurduğu sanal dünyada basiretsiz gelişimini tamamlamaya çalışan zatı beslendiği yerin düşünceleriyle açığa çıkarmak bir zorunluluktur. Belirli bir süre yazı işleri ...
1943 yılında federal düzeyde çıkartılan bir kanunla (Custodian of Aliens) Japonlara ait mülklerin onların izni olmadan satma ve el koyma yetkisi getirildi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonlara ülkeyi terketmeleri ya da kamplarda kalma gibi iki seçenek verilince 4,000 Japon anında Kanada dışına sürgün edildi.
Mürüwet ablayla tanışmamız 2006 yılı sonu ya da 2007 yılının başlarıydı. Aslında tarih ve zaman hatırlama konusunda kendime çok güvenirdim ama artık değil. Haksızlık karşısındaki duruşu beni çok şaşırtmıştı. Birincisi grubumuzdan biri değildi ikincisi konunun ayrıntılarını bilmiyordu. Bütün bunlar onun haksızlığa karşı durmasını engelleyememişti..İşte böyle bir ortamda tanışmıştık.
Ergenekon Jurnalcisi "Tuncay Güney" ikide bir esneyerek konuşurken "Mahmut Yesari"nin bir anısını okuyorduk. Daha ilginç gelmişti!.. Mahmut Yesari, genellikle Sirkeci'deki Kafkas Meyhanesinde içiyor ve yazılarının çoğunu da orada yazıyor.
Yolların adı sen olunca yalnızlaşır yüreğim, yalnızlık adım olur sonrasında gülümseyişlerime eklenip yüzyıllık kimsesizliğim düşer aklıma. Kucaklasam tüm gökyüzünü adı sen olursun yine de, bana benzeyen yalnızlık. Söylemediğim tüm kelimeler senin için, konuşmaya cesaretimin olmadığı; akıttığım yüreğime saklı gözyaşlarımın her birinde.
Birleşmiş Milletler Evrensel İnsan Hakları Belgesi'nin 9. maddesi kimsenin yurdundan sürgün edilemiyeceğini belirtir. Ve aynı belgenin 12. maddesi bireyin özel hayatını, ailesini, mülkünü ve onurunu koruma altına alır.
Hey hey hey gidi hey Başbakan bir demeç veriyor ve halka bilhasa Hürriyet gazetesini okumayın diyor. Olur emredersin beyim senin desteklediğin gazeteleri mi okuyalım? Türkiye halkının uyanmasını istemiyor. Daha önce bakanlık ya da başbakanlık yapmış hiç kimse halkına böyle cahilce ve küstahça bir dilekte bulunmamıştı. Dilin kemiği olmadığı ortada çünkü başbakan utanmadan böyle bir şey söyleme cesaretini gösteriyor. Bir gün gelecek bunlar da tarihin sayfalarına gömülecektir.
Profesör Doktor Cahit Talas beni Ankara'daki evine davet etmişti. Çankaya'daki evine vardığımda beni Erdal İnönü ve Hikmet Çetin ile tanıştırdı. Bu arada Cahit Bey'in hanımı Nuran hanım yemek sofrasını hazırlamakla meşguldu. Birbirinden lezetli yemekler hazırlamıştı hele tatlılarına doyumadık. Cahit Bey'e neden hizmetçi tutmuyorsun diye sorduğumda kendisi şöyle cevap verdi: "Sosyalist felesefesinde hizmetçi tutmaya karşıyız". Bu arada rahmetli Erdal İnönü ve Hikmet Çetin kahkahalarla gülmeye başladılar.